Taşramızdan Sormağ İle
Perşembe, 13 Şubat 2020

Bir benzetme yapmak gerekirse, denizlerin dünya açısından önemi, kanın vücut için önemi gibidir, bu açıdan hareketle denilebilir ki denizlere hakim olamayanlar en iyi ihtimâlle ağır hastadır. Zâten dünya tarihi bu görüşün doğruluğunu kolayca ispatlayabilecek numunelerle doludur.

Konu hem askerî, hem iktisadî, hem maddî, hem manevî boyutların bileşiminden oluşan karmaşık bir yapıya sahiptir ve dolayısıyla kısa bir yazı ile değerlendirilebilmesi de pek mümkün değildir. Burada sadece güncel bir meseleden hareketle mevzunun küçük bir bölümü; "Gerçek Mavi" ele alınmaya çalışılacak ama içerik nereye doğru gidecek henüz bilemiyorum yine de endişe etmeyin fazla uzatmaya niyetim yok.

Birtakım sebeplerle yeni site vasıtasıyla hedeflenen kitle de değişti çünkü ihtiyarların hâlâ yazlıktan dönesi(!) pek yok ve bir umut mevcut olacaksa bu ancak gençler iledir ki bu durumun ipucu sancakta, hemen birkaç yüz benek ileride de ifâde edilmişti. Dolayısı ile gerek güfte gerek icra olarak şahane olduğu kadar aşağıdaki yazıyla da doğrudan bağlantılı bu ses dosyasını, yazıyı okurken dinlenmesi için, sayfaya gömmekte de bir mahzur yoktu, bütün denizciler için:

Türkiye açısından 1970'ler, diğer bâzı önemli gelişmeler yanında, Adalar Denizinde yaşanan, o zamanki yaygın ifâdesiyle Kıta Sahanlığı sorunu olarak gündemin bir bölümünü düzenli olarak meşgul eden bir meseleyle de tanımlanabilir. O dönemde ülke açısından ciddi bir uluslararası siyasi sıkıntı kaynağı olan bu husus aynı zamanda ister istemez bugün adına Mavi Vatan denen kavramın temelinin atılmasına vesile olmasıyla faydalı da olmuştur denilebilir. Tabii o günleri yaşayarak tecrübe etmemiş günümüz gençlerinin konunun bu tarafını tam olarak kavrayabilmeleri oldukça zordur ama eğer merak edip araştırmaya başlarlarsa, harcayacakları emek karşılığında bir kazanç elde edebilirler. Burada araştırma derken gidip mikipedya palavlarını vs. okumaktan bahsetmediğimi belirtmeye gerek var mı? Yok!

Bugünlerde ısrarla önümüze sürülen ilginç bir kavram mevcut: Mavi Vatan. İlk anda kulağa güzel geldiği gibi insanları, duymak istediklerinin, duymak istedikleri şekilde söylenmesinden kaynaklanan etkisiyle kendine bağlayan bir yanı mevcut. Fakat durum bu kadar açık ve kolay anlaşılır bir yapıya sahip mi? Yoksa altında başka bir dümen mi var?

Tam bu noktada konuyu iki boyuta ayırmak da gerekebilir. Güncel durum itibarı ile Devlet, Doğu Akdeniz'deki haklarını olması gerektiği gibi korumak için yapması gerekenleri yapıyor ki zâten bunları yapmaması kabûl edilemezdi. Diğer taraftan bugünlerin Mavi Vatan söyleminin aslında bu hususla gerçek anlamda bir alâkası yok ama durum bir nevi tuzak gibi de görünmüyor değil. Diyelim ki bu konuda Doğu Akdeniz'de herkesle bir uzlaşma sağlandı, deniz sınırları tamamen Türkiye'nin istediği şekilde çizildi, o zaman bu ne olacak, zafer mi? Hayır...

Gerçek Mavi

Türkiye için önemli olan tek deniz sahasını, bugün itibarı ile adına Mavi Vatan dedikleri böylesine küçük bir bölgeden ibâret olarak kabûl ettirmek, zincirleme etkileri olan zararlı ve tehlikeli sonuçlar doğmasına sebep olabilir ki belki de asıl hedef budur. Adalar Denizi'ne ısrarla Ege Denizi veya bu deniz üzerindeki hâlen işgâl altında olan binlerce adaya da yunan adası(!) diyenlerin söylediklerine karşı son derece temkinli yaklaşmak gerekir ki kelimelerde derin işaretler gizlidir...

Madem yeri geldi o zaman bu noktada ancak "Gerçek Mavi Vatan"dan bahsedilebilir ki bunun ölçeği hakkında bir fikir sahibi olmak için [Resim.1]'e bakmak gerekir ve bu şartlarda ise herşey değişir. Kaldı ki ülke savunması açısından Akdeniz'in tamamı yanında Kızıldeniz, Doğu Atlantik ve Umman Denizi ve hatta Baltık Denizi bile son derece stratejiktir ve sadece bu aşikâr durum bile güncel Mavi Vatan kavramının aslında ne kadar güdük olduğunu anlamaya yeterlidir..

Âlemin nizamı için mücadele etme sorumluğu sadece bizim üzerimizde olduğu için Gerçek Mavi Vatan; Doğudan Batıya, Kuzey Kutbundan Antarktika'ya, Dünya denizlerinin tamamına yakını kapsar ki aslına bakılırsa aşağıdaki haritada [Resim.3] gösterilenden de daha büyüktür ama ölçek etkisi sebebiyle, sadece bir fikir vermesi için böyle bir görüntü kullanılmıştır, aslında mavi sahanın sınırları burada gösterilenden 188mil daha geniştir.

İşte tam bu noktada, mevcut mavi vatan söyleminin altında yatanları ve sebep olabileceği olumsuz etkileri çok iyi değerlendirmek gerekir. Artık Türk Donanması kesinlikle gerçek anlamda bir açık deniz donanması olmaya yönelmek zorundadır ama gidişat ne yönde olacak, mesele budur?

Gerçek Mavi Vatan

Resim.1) Gerçek Mavi Vatan. Günümüz Türkiye'sinde kavramlar üzerinden oynanan oyunlara karşı uyanık olma ihtiyacı belki de her zamankinden daha yüksek. Bize biçilmeye çalışılan mendil büyüklüğündeki yeni gömleğe dikkât!


Kendimizi kıyılarımızdan azami 200mil mesafe ile sınırlandırıp1 hedefimizi sadece bu sahayı korumak üzerine kurgularsak, gerçek oyun sahası bütün yeryüzü olan bu oyundaki hâlimiz çok vahim olur çünkü oyunun bir numaralı kuralı bellidir; güç. Ve günümüzde bu tatlı(!) mavi vatan söylemiyle adeta zorla dayatılan bu kısır bakış açısı geleceğe dönük Donanma projelerinde de çoktandır kendini hissettirmeye başlamıştır.

Yazıyı daha fazla uzatmadan, yukarıdaki paragrafa yönelik bir iki kısa örnek vermek gerekirse; mesela bir süredir gelecek nesil hücumbot projesi diye bir çalışma yürütülüyor. Bu devirde ve bu şartlarda ne hücumbotu, böyle bir saçmalık nasıl kabûl görebilir?

Benzer şekilde YTDP2 ile bize hadi çocuk sen eskisi gibi kumda oynamaya devam et der gibi yine bir Tip209 türevi hantal ve kıytırık bir kıyı denizaltısını dayattıkları yetmiyormuş gibi, bu gidişle muhtemelen hizmete girmesi 2040'ları(!) bulacak gibi görünen MİLDEN için de yine YTDP ayarında bir denizaltının hedefleniyor olması gibi ayrıntılar, aslında günümüzün mavi vatan söyleminin de doğal bir uzantısı olduğu dış kurgunun etkisi olarak düşünülmelidir. Türk Donanmasının nasıl bir denizaltıya neden ihtiyacı olduğu [1] konusu, Donanmanın ve dolayısı ile ülkenin geleceği için bu sebeple son derece hayâtidir, bizim için olduğu kadar başkaları için de. Neyse...

Kimse bilmez ahvâlimiz.

♦ Açıklamalar

1. Kaldı ki yakın çevremizdeki denizlerin boyutları ve karşı kıyıların yakınlığı sebebiyle gerçek mesafeler 200mil'den daha kısadır. [geri]
2. YTDP: Yeni Tip Denizaltı Projesi. [geri]

♦ Kaynaklar

1. MİLDEN için gerçek tahrik sistemi ihtiyacı hakkında - http://uskudar.biz/savunma-sanayii/milli-denizaltı-milden-tahrik.html
 
Telif Hakkı © 1997-2020 [uskudar.biz]
- sürüm 6.0.0 - Bütün Hakları Saklıdır.
Kullanım şartları için tıklayın!