Bir Sahte Dervişin Orta Asya Gezisi
Çarşamba, 03 Haziran 2020

Bir Sahte Dervişin Orta Asya GezisiHile ve aldatma yolunda tam bir üstad-ı âzam olan ve bu görevini yerine getirebilmesi için de özel bâzı yeteneklerle donatılmış olarak Dünya'ya gönderilen bir mahlûk tarafından yazılan ve hemen sağda kapağı görülebilen bir kitabı, ülkemizde pek tanınmadığı için kısaca ele almak iyi bir fikir gibi gözüktü.

Arminius Vâmbéry adıyla tanınan, Macaristan kökenli bir yahudi olan şahsın özel bir maksatla 19.yüzyılın sonlarında Orta Asya'ya sızmak için gerçekleştirdiği seyahat hakkında, kendinden önce defalarca Batılı casuslar tarafından denenen ve hiçbirinin başarılı olamadığı bu harekâtı gerçekleştirebilen bu ilk kişinin, yazdığı bu kitap son derece şaşırtıcı, acayip ve de ibretlik ayrıntıları içinde barındırmasıyla dikkât çekmektedir.

Vâmbéry bir süre İstanbul'da yaşayıp şaşırtıcı bir çevre edindikten sonra Hacı Reşid adıyla sahte bir İstanbullu Türk kimliğine bürünerek asıl hedefi olan Orta Asya'ya doğru 1862'de İstanbul'dan yola çıktı... Bir numune teşkil etmesi açısından kitaptan üç beş satır da alıntı yapılırsa:

"Ertesi gün sağanaklı bir havada yola çıktık. Bir gün sonra, akşam üstü, Diyadin hudut kasabasına vardık. Gece için yatacak bir yer sağlamak maksadıyla, sağa sola sorarak nihayet Kadı'nın evini bulduğumuz zaman, orada kapalı ambarın bir köşesinde Amerikalı bir papazın, karısı, kardeşi ve çocuklarıyla oturmakta olduğunu gördüm. Yıllarca İran'da Urumiye'de bulunmuş, şimdi ise Filadelfiya'ya dönüyormuş. Urumiye... Filadelfiya! Ne uzun mesafe! Fakat misyonerlerin gözünde uzaklık, mesafe diye bir şey yoktur."

"Bu pejmürde giysiler içindeki Tatarlardan birisinin odama gelmesine çok memnun oluyordum... Onlar ise benim amacımı bilmediklerinden, kendileriyle görüşme ve konuşmaya gösterdiğim ilgi ve isteği bir art niyete bağlamıyor, hasbi olduğunu sanıyor ve bu nedenle, benim böyle alçak gönüllü oluşuma, ilgi gösterişime, doğal olarak memnun oluyor, hayret ediyorlardı."

"Daha önce de söylediğim gibi, ortak tanıdıklara dayanarak epeyce fırıldak çevirebileceğime bir kere daha emin oldum... Amacım, bir tarikata mensup olduğumu ve bu yolculuğu şeyhimin emriyle yaptığımı ima etmekti."

Arminius Vâmbéry tarafından Orta Asya seyahatinde izlenen güzergâh

Resim.1) Arminius Vâmbéry tarafından Orta Asya seyahatinde izlenen güzergâh.

"Başımdaki kocaman sarıkla boynuma astığım büyük boy Kur'an-Kerim bana bir şeyh görüntüsü kazandırdığından, bu tür zahmetlere katlanmak zorundaydım... bu şeyhlik niteliği ve giysisi beni dünyaya ilişkin soru ve cevaplardan kurtarıyor, bu tür şeyler yalnızca arkadaşlarıma soruluyordu."

"Ne ki hühümeti aldatmak, halkı aldatmak kadar kolay değildi."

"Onlara 'Ben sırf cehennemli Avrupalılardan kurtulmak için İstanbul'u terk ettim. Şimdi hamd olsun, Buhara-yı Şerif'te kendi âlemimde tatlı bir hayat sürüyorum...' diyordum."

"Bu tartışmalar sırasında, fırsat buldukça, Buhara bilginlerine övgüler yağdırdım. Onları yalnız kendime değil, bütün İstanbul bilginlerine yeğlediğimi söyledim. Çünkü amacım, hile ve yaltaklanmalarla, kendimi, bu dinsel konulardaki tartışmalardan bir tehlikeye uğramadan kurtarmaktı. "

"Bunlara Arapça ve Farsça hikâyeler ve Kur'an âyetleriyle süslediğim cevaplar verdim..."

Kendi ifâdelerine göre Vâmbéry Orta Asya'nın Batılılar tarafından henüz nüfûz edilemeyen bölgeleri hakkında topladığı bütün verileri dönüşte ingilizlere sundu ve bu müthiş başarısı sayesinde ingiliz istihbaratının hizmetine girdi. Sonraki yıllarda, son derece dikkâtli ve şüpheci Sultan 2.Abdülhamid'e bile İslam âlimi(!) kimliğini yutturmayı başaracaktı. Müslümanların nasıl ve hangi yöntemlerle en etkili şekilde kandırılabileceğini uygulamalı olarak gösteren Vâmbéry, Batılılara bu yönde yepyeni ufuklar(!) açtı. Bu adamı tanımadan fetö ve benzeri oluşumların kökü hakkında yeterli bir kavramaya sahip olabilmek çok zordur...

Fakat zamanla boynuz kulağı geçecekti, onun açtığı yoldan yürüyen mânevî talebeleri, bugün etkileri devam etmekte olan çok büyük fitneler çıkardılar, öyle ki bu ikinci dalganın uygulayıcıları, günümüzde Türkiye dahil bütün İslam coğrafyasında basılıp dağıtılmakta olan Kuran-ı Kerim tesfirleri dahi yazıp, sapık fikirlerini yaymayı başardılar. Eğer aynı delikteki yılan tarafından devamlı olarak ısırılıp duruyorsak hem iğneyi hem de çuvaldızı kendimize batırmak zorundayız.

 
Telif Hakkı © 1997-2022 [uskudar.biz]
- sürüm 6.0.0 - Bütün Hakları Saklıdır.
Kullanım şartları için tıklayın!