Türk Atları Vistül ve Oder'den Su İçtiğinde
Çarşamba, 05 Haziran 2019

Leh milleti tarih boyunca defalarca çok büyük kırımlara uğramıştır. Türklerin bu millet ile olan ilişkileri ise oldukça eski dönemlere dayanmakta olduğu gibi büyük ölçüde olumlu bir mâhiyette seyretmiştir denilebilir. Tabii ki Türk-Leh ilişkileri gibi son derece kapsamlı bir konunun buradaki birkaç satırdan ibâret yazı içinde ele alınması düşünülmüyor. Bununla birlikte meselenin dâima önemli bir boyutunu meydana getiren iki önemli üçüncü taraf milletten biri olan almanların konuya müdahalesi hakkında güncel gelişmelere bağlı olarak bir iki kelâm edilebilirdi.

Aşağıdaki haritada özetlendiği üzere geçtiğimiz asır almanlar için büyük kayıplara sebep oldu. Diğer taraftan ilk iki dünya savaşında yaşadığı ağır hezimetler sonrasında taktik değiştiren Almanya bu kez daha ingilizvâri hareket etmeye başlayarak zâten tamamen kendi hâkimiyeti altında bulunan Avrupa Birliği yapılanmasını kullanmak sûretiyle uzun menzilli stratejik emellerine ulaşmak noktasında bu kez küçük adımlarla ilerlemeye başladı.

1919-1945 döneminde gerçekleşen alman toprak kayıplarının haritası

Resim.1) 20.yüzyılın ortasında tatlı tatlı Lebensraum(!) hevesinin peşinde koşarken, kendileri için artık şemsiyenin açılmaz hâle gelivermesiyle neye uğradıklarını ancak anlayabilen nemçelilerin vaziyetini özetleyen harita. Fakat yakın dönem içinde mevcut durumu tekrar tersine çevirebilecek yönde ilerlemeye de başladılar.

Lehlerin, alman anavatanını işgâl etmiş durumda bulunduğuna inanmakta olan mevcut alman derin devleti, yakın dönem içinde AB kozunu çok etkili olarak kullanarak Polonya üzerinde büyük bir hâkimiyet tesis etmeye başladı ki bu durumun kısa vâdede olmasa bile orta/uzun vâdede, bugün için âdeta efsunlanmış bir hâle getirilen Lehistan'ı bir kez daha perişan edebileceğini, tarihteki işaretlere de bakarak kolayca tahmin edebiliriz.

Belki kimileri için şaşırtıcı olabilecek bir şekilde; tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de bu denklemin en önemli bileşenlerinden biri yine Türklerdir. Bu durumun açık işaretleri de mevcuttur ve örneğin alman istihbâratı tarafından; akademik câmiadan, medyaya ve oradan vekil teröristlere kadar çok geniş bir yelpazedeki oyuncular vasıtasıyla Polonya'da yürütülmekte olan Türk karşıtı faaliyetler, söz konusu eşitliği rahatça kavrayabilmek için yeterlidir. Lâfı daha fazla uzatmadan tam da bu hususta İlber Ortaylı tarafından, son derece önemli bir şekilde Polonya'da ve polonyalılara yönelik olarak 2017 içinde söylenenlerden bir cümle alırsak:

"Polonya'daki Türk karşıtı propaganda gizli ve/veya açık olarak almanlar atrafında yürütülüyorsa bu tartışılması gereken bir husustur çünkü almanların çok ciddi bir Türk karşıtı propaganda yürüttüklerini biliyorum."

Söz konusu konuşmanın en azından bu yazının içeriği ile ilgili kısa bir bölümünü aşağıdaki vidyo vasıtasıyla dinlemenizi tavsiye ederim. İngilizceyi anlayamayanlar için sağ alt köşeden türkçe altyazı seçeneği kullanılabilir.

Yukarıda sadece konuyla alâkalı kısa bir bölümü sunulan konuşmanın tamamını izlemek isteyenler için: https://youtu.be/z6gPrO29zm8

Nihâyet bu mevzuyu meşhur bir Leh atasözü ile noktalayabiliriz:

"Póki swiat swiatem, Polak Niemcowi nie bedzie bratem."

Bu sözü lehçeden türkçeye çevirmeye çalışırsak şöyledir: Dünya durdukça lehler ve almanlar dost olmayacaktır!
Ve bu sözün önümüzdeki günlerde de gerçekliğini koruyabilmesini sağlayabilmek için almanlar tarafından Polonya'da gerçekleştirilen ve şiddeti giderek artmakta olan bu Türk karşıtı faaliyetlere artık misliyle karşılık vermeye başlamak zorundayız çünkü hem Türklerin hem de Lehlerin çıkarları bu doğrultudadır.

 
Telif Hakkı © 1997-2022 [uskudar.biz]
- sürüm 6.0.0 - Bütün Hakları Saklıdır.
Kullanım şartları için tıklayın!