Kemere

Doğular ve Batılar, Gökler ve Yıldızlar
Çarşamba, 19 Şubat 2020

En yakın dostlarımdan biri, sadece birkaç hafta önce kayığını nihâyet Orta Amerikanın Batı kıyısına bağladı. Hem coğrafyaya hem de denizciliğe karşı çocukluktan başlayan ilgim ve üstüne muhtemelen Verne, Boro, London etkisi sebebiyle, o yaşlardan beri gözüme kestirdiğim ve büyüyünce(!) gidebilmeyi umduğum birkaç hedefim de hâliyle mevcuttu; Şili'nin adeta sonsuz uzunluktaki muhteşem ve de insansız Güney kıyılarını, Ateş Topraklarını ve Boynuz Burnunu ve devamında Polinezya ülkesinin güney yarısını yelkenle ziyaret etmek gibi. İşte şimdi ~kırk yıl sonra, bugün itibarı ile tam da bu seyri yapabilme imkânı önüme çıkıverdi, hayat ne kadar acayip! Diğer taraftan şu var ki artık bunun benim için hiçbir anlamı kalmadı, zaman başlı başına garip bir değişken...

Devamını oku...
 
Kanadın Ucundan
Cumartesi, 15 Şubat 2020

Sonlu bir kanat kaldırma kuvveti üretmeye başladığında, kanadın ucundaki akış etkileri sebebiyle özel bir girdap yapısı oluşur ve dökülmeye [Resim.1] başlar. Bu etki olabildiği kadar sâde bir şekilde açıklanmaya çalışılırsa; akışkan, kanadın uç bölgesi civarında, kanat yüzeyi etrafından oluşan enine ve boyuna basınç dağılımına bağlı olarak, basınç tarafından emiş tarafına doğru, akışa yaklaşık olarak dik yönde hareketlenir, bunun yanında akışkan firar kenarından kanadı terk ederken aşağı yönde bir harekete de zorlanır ve bu iki temel hareketin bileşkesi bölgedeki akış hatlarını burmaya başlar ve nihâyetinde kanat dümensuyu boyunca ilerleyen oldukça karmaşık bir girdap yapısı [Resim.2] meydana gelir.

Kanatucu girdabının boya yardımıyla su tünelinde izlenmesi

Resim.1) Bir yüksek-Re doğal laminer akış kesiti olan HSNLF(1)-0213 ile üretilmiş kanat deney modelinin ucunda oluşan girdap yapılarının boya yardımıyla su tünelinde incelenmesinden.[1]

Devamını oku...
 
Taşramızdan Sormağ İle
Perşembe, 13 Şubat 2020

Bir benzetme yapmak gerekirse, denizlerin dünya açısından önemi, kanın vücut için önemi gibidir, bu açıdan hareketle denilebilir ki denizlere hakim olamayanlar en iyi ihtimâlle ağır hastadır. Zâten dünya tarihi bu görüşün doğruluğunu kolayca ispatlayabilecek numunelerle doludur.

Konu hem askerî, hem iktisadî, hem maddî, hem manevî boyutların bileşiminden oluşan karmaşık bir yapıya sahiptir ve dolayısıyla kısa bir yazı ile değerlendirilebilmesi de pek mümkün değildir. Burada sadece güncel bir meseleden hareketle mevzunun küçük bir bölümü; "Gerçek Mavi" ele alınmaya çalışılacak ama içerik nereye doğru gidecek henüz bilemiyorum yine de endişe etmeyin fazla uzatmaya niyetim yok.

Devamını oku...
 
Bis812Ema
Salı, 11 Şubat 2020

Eski sitede daha önce ele alınan, denizaltı mukavim teknesi inşa etmek amacıyla geliştirilmiş yedi farklı denizaltı inşa çeliği ailesinin tanıtıldığı müstakil yazılardan [1] sonra, MİLDEN sebebiyle [2] konunun bizim açımızdan çok büyük hassasiyetine binaen devam etmek elzem oldu. Bu vesileyle şimdi de güney yarım küreye atlamak gerekecek.

Avustralya 1980'e kadar ihtiyaç duyduğu bütün yüksek mukavemetli çelik ihtiyacını sâdece ithalât yoluyla karşılamaktaydı ve aynı sene içinde Bisalloy adlı bir işletmenin [3] kurulmasıyla birlikte zırh çeliğine kadar hemen bütün yüksek evsaflı çelik ihtiyacını artık kendi imkânlarıyla da karşılayabilmeye başladı.

Tip471 / Collins Sınıfı Denizaltı

Devamını oku...
 
Uskumru'ya Çoğuz Aşılaması
Çarşamba, 05 Şubat 2020

Herhangi bir cisim, akışkan içinde hareket etmeye çalıştığında bir direnç ile karşılaşır ve söz konusu direnci yenebildiği ölçüde hareketine devam edebilir. Bu durum gemi, araba, uçak gibi araçlar için aşikâr olduğu gibi barajdan musluğumuza kadar gelen suyun, damarlarımızdaki kanın veya sıvıdaki mikropların vs. hareketleri için de geçerlidir, luzûci etkiler sebebiyle, fizikî açıdan suda yüzen bir bakterinin durumu ise bizim bal içinde yüzmemiz gibidir. Direnç kuvveti muhtelif bileşenlerden oluşur. Bu bileşenlerden biri olan sürtünme direncinin insanoğlu tarafından anlaşılmaya başlanmasında ilk adımlar ise Poiseuille ve Reynolds'ın öncü çalışmalarıyla atılmıştır denilebilir.

Proje 1710 Uskumru

Devamını oku...
 
Kurulum: PyAero
Perşembe, 23 Ocak 2020

PyAero içinde RAE28822 Kanat Kesiti

Geçenlerde SU2'nin yeni sürümünün derlenerek kurulmasından bahsettikten sonra bu doğrultuda tamamlayıcı bir öge olarak, açık-kaynak önişlemci seçeneklerinden biri ile devam etmek iyi bir fikir gibi göründü ve PyAero [1] adlı yeni bir yazılımın kurulmasından bahsetmeye karar verildi.

Önceki konunun devamı gibi olduğundan şimdi yukarıda ismi geçen yazılımın Xubuntu 18.04 LTS sürümü üzerinde nasıl kolayca kurulabileceği açıklanacak. PyAero tamamen Python3 ile yazıldığı için derlenmeden kullanılacak ama yine de grafik-arayüz bağımlılıkları sebebiyle çalıştırabilmek için bâzı hassas ve dikkât edilmesi gerekli noktalar mevcut.

Ubuntu 18.04 dağıtımı üzerinde iki farklı Python sürümü bulunuyor; 2.7.17 ve 3.6.9 ve ilki öntanımlı Python fakat öntanımlı olanı ihtiyaç hâlinde değiştirebilmek de mümkün. Bununla birlikte şimdilik bu gerekli değil.

Önce gerekli yazılımları (ve bağımlılarını) kuralım:

♦ uçbirim:
sudo apt install python3-pip python3-scipy git

Devamını oku...
 
Derleme: SU2 v7
Salı, 21 Ocak 2020

İki ay kadar önce açık-kaynak camiasının önemli Hesaplamalı Akışkan Dinamiği yazılımlarından SU2'nin 7.0 sürümü yayınlandı. Önceki ana sürüm için çoklu-işlemci desteği ile yazılımın nasıl derleneceği geçmişte [1] ele alınmıştı. Bununla birlikte yeni sürüm ile birlikte meson adlı yeni bir derleme altyapısına geçildiği için aynı konuyu tekrar ele almakta fayda olabilir çünkü hazırlanmakta olan birtakım içerikler ile birlikte SU2 kullanılarak gerekli çözümlerin nasıl elde edilebileceğine yönelik uygulamalı örnekler verilmesi de düşünüldüğünden bu durum bâzı ziyaretçilerin işlerini kolaylaştırabilir.

Şimdi bir Xubuntu 18.04 LTS sürümü üzerinde SU2 v7.0'ın çoklu-işlemci desteği ile nasıl kolay bir şekilde derlenerek kurulacağından bahsedilecek. Benzer bir derleme buradaki temel ayrıntılar göz önüne alındığında bütün farklı GNU/Linux dağıtımalarına da kolayca uyarlanabilir. Başlangıç olarak sistemde Python3'ün kurulu ve ayarlı olması yeterli.

Önce gerekli yazılımları (ve bağımlılarını) kuralım:

♦ uçbirim:
sudo apt install g++ python3-dev python3-setuptools libopenmpi-dev openmpi-bin python-numpy python-scipy python-mpi4py libopenblas-dev git swig

Güncel kaynak kodunu indirelim:

♦ uçbirim:
git clone https://github.com/su2code/SU2

Meson aracı ile yapılandırmayı gerçekleştirelim. İhtiyaca göre yapılandırma ayarları değiştirilebilir, ayrıntılar ve muhtemele seçenekler [2] üzerinde görülebilir. Burada tercih edilen ayarlara göre:

♦ uçbirim:
./meson.py build -Denable-autodiff=true -Denable-directdiff=true -Denable-openblas=true --prefix=/opt/SU2v7

Burada mesela ilk safhada kurduğumuz openBLAS doğrusal cebir kütüphanesinin desteğini açtık ki akış-yapı etkileşimi çözümleri için gerekli ve ayrıca yazılımın /opt dizini içine kurulmasını istedik vs. Olağan şartlarda bu işlem sonucunda aşağıdaki gibi bir uçbirim görüntüsü ile karşılaşmak gerekli.

SU2 v7.0 derlenmesi esnasında meson sonucu

Resim.1) SU2 v7'nin derlenmesi esnasında ilk safhada karşılaşılacak olan meson aracının uçbirim sonuç görüntüsü.

Yapılandırma tamamlandığına göre ninja aracı ile derleme ve akabinde kurulum başlatılabilir:

♦ uçbirim:
sudo ./ninja -C build install

[Resim.1] üzerinde de görüldüğü üzere ortam değişkenlerinin ayarlanması ve SU2'nin her yerden çalıştırılabilmesi için kök kullanıcı dizini içindeki .bashrc dosyasının sonuna ayarlama sonucunda beyan edilen dört satırın eklenmesi gereklidir.

İşlem tamam. Şimdi tek yapılması gereken herşeyin yolunda olduğundan emin olabilmek için başlangıçta indirdiğimiz kaynak kodu dizininde bulunan quickstart içindeki numune deneme dosyasını, mesela iki işlemci (çekirdeği) ile çözülecek şekilde çalıştırmak:

♦ uçbirim:
mpirun -n 2 SU2_CFD inv_NACA0012.cfg

Güle güle kullanın!

Yaftalar:

♦ Kaynaklar

1. SU2 v6.x derleme - http://uskudar.biz/ihbarname/emare/su2_v6-0-0_yayınlandı.html
2. SU2 derleme bilgileri - https://su2code.github.io/docs_v7/Build-SU2-Linux-MacOS/
 
Tirin Tirin Kaptan
Pazar, 19 Ocak 2020

Deniz araçlarının manyetik izlerinin azaltılması ihtiyacı, manyetik tapalı mayın ve torpillerin ortaya çıkması sebebiyle ilk kez İkinci Dünya Savaşı döneminde önem kazanmıştı. Manyetik izin bastırılması çalışmalarını iki temel başlığa indirgemek gerekirse geliştirilme tarihlerinin sırasına göre pasif ve aktif olarak bir ayrım yapılabilir. Bu konuya temel bir giriş yapma ihtiyacı duyanların kaynak [1] ile başlayıp ilerlemesi uygun olabilir çünkü burada aynı konulardan tekrar bahsedilmeyecektir.

Eylül 1939 ile Ocak 1940 arasında ingilizler Manş Denizi bölgesinde zemin mayınları ile 44 gemi kaybedince bu durumun yeni bir alman icadı olan manyetik tapa sebebiyle gerçekleşmiş olabileceğinden şüphelendiler ve bir mayını patlamadan ele geçirdikten sonra da bu şüphelerinde haklı olduklarını anladılar. Söz konusu mayın üzerindeki manyetik tapanın yeteneklerinin incelenmesinden sonra da gemiler için manyetik iz bastırma teknolojisinin temellerini attılar ve aynı zamanda bu bilgiyi ABD ile de paylaştılar.

Devamını oku...
 
Anzilha
Çarşamba, 15 Ocak 2020

2000'lere gelindiğinde mevcut büyük ihtiyaç sebebiyle, İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi tarafından üst seviye deneylerin gerçekleştirilmesine yönelik olarak, büyük ve gelişmiş yeni bir kavitasyon tüneline yönelik ilk fikirler ortaya kondu ve hazırlanan projenin Savunma Sanayii Müsteşarlığına sunulmasıyla "Türk Savaş Gemilerinin Hidroakustik Özelliklerinin İyileştirilmesi"ne yönelik KAvitasyon Tüneli ve MANevra deney SİStemi ya da kısa adıyla KATMANSİS çalışmasının temeli atılmış oldu.

Yeni İTÜ Kavitasyon Tüneli

Resim.1) İnşa edilmekte olan yeni İTÜ Kavitasyon Tünelinin 3B modeli.


Kavitasyon hâdisesinin anlaşılmaya başlanması yönündeki ilk adımlar 19.yüzyılın son yıllarında İngiltere'de atılmıştı ve 1895'de Charles Parsons tarafından imâl edilip kullanılmaya başlanan ilk kavitasyon tüneli tarihî bir dönüm noktası oldu. Parsons'un tüneli günümüzdeki tünellerin hemen bütün temel kavramlarına sahipti.

Yaftalar:
Devamını oku...
 
Birkaç Dolar İçin
Pazartesi, 13 Ocak 2020

25 Haziran 1960'da William H. Martin ve Bernon F. Mitchell adlı iki kişi ABD-Meksika sınırını geçerek güneye indikten sonra Küba'ya sıçrayıp Havana'ya seyahat ettiler ve oradan da bir Rus yük gemisiyle Sovyetler Birliğine ulaştılar. 6 Eylül 1960 itibârı ile gerçekleşen bir basın toplantısıyla da sığınma ve vatandaşlık talebinde bulunduklarını açıkladılar. Bu hâdise ABD'de ciddi bir çalkantıya sebep oldu çünkü Martin ve Mitchell, ABD istihbaratının önemli organlarından NSA'nın "Division D" adlı biriminde çalışan şifreleme uzmanı iki matematikçiydi. Konunun devamı ile alâkalı çeşitli ilgi çekici noktalar olsa da bizi doğrudan ilgilendirdiği için sadece birinden burada bahsedilecek.

Lâfı daha fazla uzatmadan sadede gelirsek, yukarıdaki hâdisenin tetiklediği olaylar vesilesiyle ortaya çıktığı üzere; şifre istihbaratı konusunda çalışan Division D, teknolojiyi yoğun olarak kullanmanın yanında geleneksel casusluk yöntemlerine de sıklıkla başvurmaktaymış ve örneğin Türkiye Cumhuriyeti Vaşington Büyükelçiğinin, ülke ile haberleşmede kullandığı şifreyi kırabilmek için elçiliğin Şifre Kâtibine biraz arpa vermeleri yeterli olmuş! Çeşitli kaynaklara göre verilen rüşvet 5bin $ ki bugünkü karşılığıyla 45-50bin dolar kadar ediyor... Bu bilgi ile Türk kamuoyunun (geniş anlamda) tanışması ise hatırladığım kadarıyla [2] ve [3] yoluyla gerçekleşmişti. Olayın zamanlama itibârı ile 1960 darbesinden biraz önce meydana gelmiş olması da ayrıca dikkât çekici denilebilir.

Bu arada Kore Savaşından sonra Türk toprakları üzerinde kurulmaya başlanan ve NSA tarafından işletilen dinleme tesisleri; Trabzon, Samsun, Diyarbakır, Ankara, Sinop, Anadolu Kavağı ve hepsinin merkezi, zamanında dünyanın en büyük sinyal istihbaratı istasyonu olan Karamürsel üzerinden, söylenen hedef olan Sovyetler Birliği yanında Türkiye'nin bütün dâhili şifreli haberleşmesi de bizzat ülkenin içinden dinlemekteydi.[1]

Aslına bakılırsa bu girişin sebebi hâlen başarıyla ilerlemekte olan ilk milli gemisavar güdümlü mermi projesi Atmaca ile bağlantılı ama aynı açı diğer bâzı askeri projeleri de bir şekilde ilgilendiriyor olabilir. Geçtiğimiz sonbaharda projenin durumu ile alâkalı olarak gerçekleştirilen resmî açıklamada önemli bilgiler verildi ve işte oradaki son cümle şimdi buraya konu olacak:

"...Veri linki kabiliyeti, ATMACA'ya hedef güncelleme, tekrar saldırma, görev sonlandırma özellikleri kazandırır."

İşte bu cümleyi okuduğumda hemen ilk aklıma gelen, biraz yukarıda bahsi geçen bu elçilik hâdisesi oldu. Ülkenin şartları düşünüldüğünde, Atmaca veya benzer bir silah üzerinde veri bağı yoluyla "görev sonlandırma" yeteneğinin mevcut olmasının hiç de iyi bir fikir olmadığı rahatlıkla iddia edilebilir ki belki kağıt üzerinde faydalı bir özellik gibi görünebilecek olsa da bu yetenek Atmaca'nın en büyük zaafı hâline de dönüşebilir. Doğru noktaya yerleştirilmiş tek bir hain bile böyle bir açığın istismar edilmesiyle, silahın gerçek savaş şartlarındaki başarı ihtimâlini tamamen yok edebilir, tıpkı elçilikteki mâlûm görevli gibi. Ve böyle bir ihâneti gönüllü olarak yapmaya dâima hazır; pensilvanya şeytanları ve onlardan bile daha tehlikeli olan ağa babaları ve dahi hepsinin iplerini tutanlardan vs. oluşan milyonlarca kişi aramızda yaşamakta iken...

♦ Kaynaklar

1. The Ties That Bind, 1985, Desmond Ball, Jeffrey T. Richelson
2. Body of Secret, 2001, James Bamford
3. The Wizards of Langley, 2002, Jefferey T. Richelson
4. Turkey's Intelligence Community in Changing Times, 2005, Stéphane Lefebvre
 
Her Yol Roma'ya Çıkar
Salı, 07 Ocak 2020

Alman elektronik mühendisi Max Otto Kramer 1926'da Münih Teknik Üniversitesinden mezun olduktan sonra 1931'de Aachen'de Havacılık alanında doktorasını tamamladı. 1930'ların sonlarına gelindiğinde ise genç yaşına rağmen artık aerodinamik sahasında ülkenin en yetkin mühendisleri arasında kabûl ediliyordu. Kramer bütün "gerçek" mühendislerde ve bilimadamlarında gözlemlenebileceği üzere çok geniş bir ilgi alanına sahipti ve çoklu-disiplinli çalışmalar gerçekleştiriyordu; otomobillerden, pervane gürültüsüne, planörlerden, özel maksatlı denizaltı gövde kaplamalarına, dümensuyu güdümünden, füzelere...

Uçaklarda kullanılan iniş flapları gibi çeşitli icadları ve patentleri olan doktor Kramer'in çalışmalarıyla benim ilk temasım ise henüz çocukken okuduğum bir makâle vesilesiyle olmuştu. Bahsi geçen biyotaklit temelli bu özgün çalışma, yunus derisinden esinlenerek, laminar akışın sürekliliğinin sağlanabilmesine imkân vereceği iddia edilen bir özel kaplama geliştirilmesine dayanmaktaydı. Aslında bu doğrultuda uzun yıllardır sitede ele alınması düşünülen "sınır tabaka kararlılığının sönüm yoluyla sağlanabilmesi" konusuna bir türlü sıra gelmediği gibi şimdiki içerik de tamamen başka bir alana kayacağı için mecburen bu güzel konuyu yine atlıyoruz :)

Littorio Sınıfı İtalyan Savaş Gemisi Roma

Resim.1) Littorio sınıfı italyan zırhlısı Roma'nın Curcuna Boyası ile sancak kemereden görünüşü, 1943.

Devamını oku...
 
Tasarım ve Zihniyet
Pazar, 05 Ocak 2020

Bir kavram olarak "Tasarım Anlayışı", etkileşime girdiğimiz hemen her türlü insan yapımı nesnenin niteliklerini belirleyen en önemli değişkendir; ürün ister bir kalem olsun, ister bir yazılım, isterse buradaki temel konuyu oluşturacak olan gibi bir savaş gemisi.

Bu kavram aynı zamanda tasarımı üreten kişilerin ve/veya milletlerin kültürlerini, altyapılarını, tecrübelerini, birikimleri, dünya algılarını, bakış açılarını, niyetlerini, ruh hâllerini vesaire açıkça ortaya koyan önemli ayrıntıları ve işaretleri de içinde barındırmaktadır.

Malvinas'da Arjantin tarafından batırılan ingiliz Sheffield Muhribi

Resim.1) Malvinas çatışmasında Arjantin Hava Kuvvetleri tarafından tek Exocet ile batırılan Tip 42 sınıfı ingiliz Sheffield hafif muhribinin isabet sonrası görüntülerinden biri, 1982.
Arjantin'in elinde de aynı sınıftan gemiler olduğu için ingilizler harekât bölgesine gelmeden önce bazı çizgiler ekleyerek kendi gemilerini görsel olarak Arjantin gemilerinden ayırmaya çalıştılar. Bu çizgilerden ikisi bu resimde vasatta suhattının hemen üzerinden başlayarak bacanın tepesine çıkan dikey ve baca üzerinde onu kesen yatay bir çizgi olarak gözüküyor. Biz bu kolay ama etkin uygulamayı yapmadığımız veya umursamadığımız için 1974'de kendi gemimizi batırmak zorunda kaldık!

Devamını oku...
 
Gökhisar
Çarşamba, 01 Ocak 2020

Donanmanın, hava savunması açısından içinde bulunduğu ve bugün için son derece sıkıntılı olarak nitelendirilebilecek mevcut vaziyet vesaire hakkında olacak bu yazı. Bununla birlikte bâzı açılardan düşünüldüğünde bu hâle düşmemize sebep olan gelişmeler silsilesinin aynı zamanda iyi taraflarının da olduğu ve eğer şimdi akıllıca hareket edilirse, durumun kısa süre içinde ve bize üstünlük sağlayabilecek şekilde lehimize çevrilebilmesinin de mümkün olabileceği ifâde edilebilir.

Farkındayım, yukarıdaki giriş devrik olması bir yana biraz garip, çelişkili ve anlaşılmaz görünüyor. En iyisi bu görüşe biraz açıklık getirmeye çalışalım. Kerteriz noktamız (dördüncü) MİLGEM prejesinin başlangıcı olsun. Çok uzun bir mücadele sonucundan gerçekleştirilmesi mümkün olabilen ilk gemi olan TCG Heybeliada, Donanmanın yakın tarihi açısından çok önemli bir mânevî dönüm noktasıydı.

Devamını oku...
 
Doğru Akış / Eğri Cisim
Pazar, 29 Aralık 2019

İleri Hareket ve Dönüş Şartlarında Cisim Etrafındaki Akış Hatları

Uzun zamandır ele alınmak için sırasını beklemekte olan "sürekli dönüş" mevzusuna nihâyet kısa bir süre önce ilk adım atılarak hafif bir giriş yapılmıştı. Şimdi bu ikinci bölümde dar ve özel bir açıdan, gemi mühendisliği uygulamaları için son derece önemli bu konuya devam edilecek. Umulur ki yakın zaman içinde, tâkip edecek diğer ilgili yazılar da tamamlanabilir...

Devamını oku...
 
TSS: Türk Seyrüsefer Sistemi
Çarşamba, 25 Aralık 2019

Askeri harekâtların etkinliği açısından en önde gelen ihtiyaçların başında hassas seyrüsefer yetenekleri gelmektedir. Bu konu muhtelif bileşenlerin bütününden oluşan çok boyutlu bir yapıya sahip olduğu için söz konusu bileşenlerin ayrı ayrı ele alınması meselenin daha kolay anlaşılabilmesine yardımcı olabilir.

Herhangi bir zamanda Galileo Küresel Konumlama Sistemi Uydularının Yerleşimi

Daha önce denizaltılar bağlamında kısaca değerlendirilen Atâlet Seyrüseferi hakkındaki ilk yazı ile de zâten konuya bir giriş yapılmıştı. Geliştirme tarihlerinin sırası göz önüne alındığında, bizim açımızdan da hâlen bir diğer önemli ihtiyaç olan Radyo Seyrüseferi konusu ile ilerlemek gerekmekle birlikte şimdilik bu husus sonraki bir zamana bırakılarak, doğrudan Uydu Seyrüseferi'ne atlanacak.

Devamını oku...
 
Kali
Pazartesi, 23 Aralık 2019

Kali Linux Logo2006'da alınan emektar dizüstü bilgisayarım geçen zaman içinde denizde, karada ve havada muhtemelen yanımda birkaç yüzbin km yol yaptıktan sonra, iki sene kadar önce bir nevî mecburî emekliliğe ayrılmıştı. Aslında bunun temel sebebi arızalanması değil ama o dönem kullanılmaya başlanan 4.x Linux çekirdeklerinden kaynaklandığını düşündüğüm garip bir sorun sebebiyle, Radeon X1700 ekran kartının sürücüsünü, oldukça uğraşmama rağmen bir türlü düzgün çalışır hâle getirememiş olmamdı. Temel sorun; rastgele gibi görünen bir dağılım ve zamanlamayla, mevcut çözünürlük değiştirilene kadar ekranın aniden titremeye başlamasıydı, önceki çekirdeklerde ise böyle bir sorunu mevcut değildi.

Devamını oku...
 
Reynolds
Cumartesi, 21 Aralık 2019

Akışkanlarla çalışırken birtakım boyutsuz katsayılarla karşılaşılır ki bunların başında "Reynolds Sayısı" gelmektedir. Akışkan mekaniği alanında bâzı çok önemli katkılar sağlamış olan, 1842 Belfast (İrlanda) doğumlu İngiliz mühendis Osborne Reynolds'ın ismiyle anılan bu kavram ile devamlı olarak temas etmek kaçınılmazdır.

Reynolds'ın ilk çalışmaları manyetizma ve elektrik üzerineydi, bununla birlikte kısa bir süre sonra hidrolik ve hidrodinamik konularına yoğunlaştı, ayrıca güneşin ve kuyruklu yıldızların elektromanyetik özellikleri ve nehirlerdeki gel-git hareketleri konularıyla da ilgilenmiştir.

Deneyleri hakkında, Osborne Reynolds'a ait bir çizim

Resim.1) Osborne Reynolds'ın, 1870'lerde akışkanların laminer ve türbülanslı davranışlarını incelemek üzere kurduğu deney düzeneğinde [Resim.2] elde ettiği sonuçları değerlendirdiği meşhur makâlesinde [3] kullandığı çizimlerden biri.

Devamını oku...
 
Şükrü Bey
Pazar, 15 Aralık 2019

Gerek suüstü gerekse sualtı denizaraçları için dönüş manevraları son derece önemli hidromekanik oluşumları tetiklediği için dikkâlice incelenmesi gereken müstakil bir çalışma alanı meydana getirmektedir. Söz konusu oluşumlar türbülanslı dümensuyu yapılarından, akış-yapı etkişemine kadar çeşitli inceleme sahalarının bir bütününden oluşmaktadır denilebilir.

Bu yazı ile birlikte başlamak üzere "sürekli dönüş" bağlamında ve konuya ilgi duyması muhtemel kişilere yönelik, mevzunun kısaca ve temel olarak tanıtılması doğrultusundaki bir dizi içerik vasıtasıyla, çeşitli açılardan ele alınması düşünülmektedir.

Vidyo.1) Konuya bir örnek olması açısından; açık-kaynaklı DNS çözücüsü GFS (Gerris / Gnu Flow Solver) ile çok alçak Re koşulunda NACA0012 kesiti için 1-1/4 dönüş süresince hesaplanan bir 2B çalışmanın canlandırması.

Devamını oku...
 
Ya Zinaya, Ya Binaya
Pazar, 15 Aralık 2019

Bu kez geçici olarak, kısa bir süreliğine de olsa karaya çıkalım. İlk bakışta, eski bir makâleden [1] yapılacak uzunca bir alıntı ağırlıklı olarak ilerleyecek bu konunun, sitenin genel içeriği ile hiçbir alâkası olmadığı düşünülebilir. Doğrusu biraz daha dikkâtli bakılırsa, meselenin o kadar da ilgisiz olmadığı, hatta içinde bulunduğumuz genel vaziyet üzerinde, her ne kadar burada pek değinilmeyecek olsa da çok büyük bir etkisi olduğu sonucuna varabilmek de pekâlâ mümkündür.

Hemen alıntıya geçeceğiz ama bu arada "Milli İdealimiz Apartman Yaptırmak Mıdır?" başlığına sahip söz konusu yazının 1941 tarihli olduğunu iyice vurgulamak yerinde olur zîra bu ayrıntı bile başlı başına önemlidir, başlayalım:

Yaftalar:
Devamını oku...
 
BaşlangıçÖnceki 1 2 3 4 SonrakiSon

Telif Hakkı © 1997-2020 [uskudar.biz]
- sürüm 6.0.0 - Bütün Hakları Saklıdır.
Kullanım şartları için tıklayın!