Derin Hedef - Bir
Cumartesi, 23 Ocak 2021

Proje 690 KefâlDeniz savaşları açısından ele alındığında bugünün en önemli üç bileşeninin; denizaltılara karşı, mayınlara karşı ve füzelere karşı savunma alanları olduğu söylenebilir.

Şimdi bunlar içinden en zorlusu olan Denizaltı Savunma Harbi (DSH) kavramının en hassas altbaşlığı olarak değerlendirilebilecek eğitim meselesinin temel yapı taşı sayılabilecek DSH tâlimlerinde kullanılan hedefler konusunun sâdece bir bölümünden kısaca bahsedilmeye başlanacaktır.

Tabii ki eğitim akla gelen her alanda çok önemlidir ama doğası gereği DSH eğitimini yeterli seviyede verebilmek için oldukça özel ihtiyaçlar söz konusu olduğu gibi, bu faaliyeti olması gerektiği şekilde, lâyıkıyla icra edebilmek kapsamlı altyapı ve donanım imkânlarını da gerektirmektedir.

Böyle bir eğitim ihtiyacı karşısında çözüm için iki temel yaklaşım kullanılmaktadır:

  1. Gerçek Hadefler
  2. Benzetilmiş Hedefler

Aslına bakılırsa DSH eğitimleri doğru olarak uygulanıp, mümkün olan bütün veriler dikkâtlice toplandıktan sonra hassas bir şekilde değerlendirildiğinde çok boyutlu bir katkı söz konusu olur ki yeri geldikçe aşağıda bunlara da değinilebilir.

Gerçek Hedefler

Adından da anlaşıldığı üzere bu tür eğitimlerde DSH birimlerini eğitmek için gerçek denizaltılar hedef olarak kullanılır. Böyle bir çalışma aynı zamanda denizaltı mürettebatını da düşman DSH kuvvetlerine karşı koyma yönünde eğittiği için gerçekte tek seferde çift taraflı katkı sağlanması mümkündür.

Dolayısıyla gerçek denizaltılar kullanarak eğitim yapmak mümkün olan en üst seviyeyi sunabileceği için son derece değerli olduğu gibi, oluşturduğu gerçekçilik seviyesiyle, eğitime dâhil olan bütün donanma birliklerine çok üstün taktik gelişme ve nihâyetinde savaşa hazırlık imkânı sunar.

Mk44 isabeti alan Tench sınıfı denizaltı

Resim.2) ABD tarafından gerçekleştirilen bir tatbîkat esnasında, Farragut sınıfı King muhribi tarafından fırlatılan Mk-44 hafif torpilinin, Tench sınıfı bir denizaltı olan Volador'un kulesine isâbeti, Ağustos 1960.

533mm torpil isabeti alan K-178 denizaltısı

Resim.3) Bir eğitim atışı esnasında Proje 658U sınıfı (Nato tanımlaması ile Hotel sınıfının değiştirilmiş bir türevi) nükleer Sovyet denizaltısı K-178'in üstyapısına 533mm ağır torpil isâbeti, Ekim 1989.
Torpil, proje 671V sınıfı (Nato tanımlaması ile Victor 1) K-469 tarafından atıldı fakat o sırada eğitim maksadıyla denizaltıyı idâre etmekte olan bir başka proje 671V sınıfı denizaltı; K-454'ün mürettebatının yaptığı hatalar neticesinde bu durum ortaya çıkmıştır.


[Resim.2] ve [Resim.3] üzerindeki iki numunede görülebileceği üzere DSH eğitimi için gerçek denizaltıları hedef olarak kullanmak, eğitimin gerçekçiliği açısından son derece etkin olmakla birlikte, ciddi tehlikeleri de barındırmaktadır. Bu arada belirtmek gerekir ki yukarıdaki her iki durum için de denizaltıları doğrudan torpil ile vurmak hesapta yoktu ve mürettebat hataları nedeniyle böyle sonuçlar ortaya çıktı ve aşikâr olduğu üzere insanın olduğu yerde hata kaçınılmazdır. Yine de eğitim torpilleri harpbaşlığı taşımadığı için denizaltılar ciddi bir hasar almadıysa da torpillerin kinetik enerjileri, temas noktalarına da bağlı olarak daha ciddi sonuçlara sebep olabilirdi. Bu arada benzer bir hâdise geçmişte Türk Deniz Kuvvetlerinde de yaşanmıştır, gemiden denizaltıya değil de denizaltıdan gemiye şekliyle...

Denizaltının tümden imhâ olmasına varabilecek böyle bir açık tehlike sebebiyle denizaltıları gerçek hedef olarak kullanırken bir yandan da yeterli emniyeti sağlayabilmek için iki yaklaşım gelişmiştir.

Bunlardan ilki günümüzde kullanılmakta olan elektronik atıştır, eğitimde gerçek silahlar kullanılmaz atış ve isâbet yazılım temelli olarak gerçekleşir ki bu durum aslında eğitimin etkinliği ve yeterliliği üzerinde şüpheler oluştursa da düşük mâliyetli ve güvenli olduğundan tercih edilmektedir.

Örneğin Karayiplerdeki meşhur sualtı eğitim sahasında, ABD donanmasının unsurları ile Avustralyalı, İsveçli, İtalyan ve Alman konvansiyonel denizaltıları arasında uzun yıllardır sürdürülen sualtı savaş oyunlarında elektronik ortam kullanılır, denizaltılar ve mürettebatlar gerçek olsa da çatışma bir tür yazılım destekli benzetim üzerinden uygulanır ki mesela; bir İsveç denizaltısı gringonun şu kadar tayyare gemisini, bu kadar denizaltısını batırdı vesaire şeklinde arada karşımıza çıkan haberler genellikle bu sahadan gelmektedir ama şunu da unutmamak gerekir; bu tür haberlerin asıl amacı başkadır, gerçek savaş ortamındaki muhtemel sonuçlar ise daha başka...

Fakat burada söz konusu dijital yaklaşım uygulamaları kapsama alanında değildir. Asıl konu, günümüzde artık tatbik edilmeyen1, gerçek denizaltıya karşı gerçek torpil kullanılarak uygulanan yaklaşımlara ait iki (eski) ilgi çekici örnek hakkında olacaktır:

# Tip 205

1950'lerde nemçelilere tekrar denizaltı inşa etme izni verildikten sonra ortaya çıkan Tip205 sınıfı araçların hikâyesinden daha önce başka bir vesileyle bahsedilmişti. Aslında büyük bir mühendislik başarısızlığı olan söz konusu denizaltı projesi buradan alınan derslerle birlikte eldeki çok sayıda yetersiz denizaltının başka amaçlarla kullanmaya uyarlanmasıyla, uzun vâdede almanların önemli kazanımlar elde etmesine ciddi katkı sağlayacaktı.

Örneğin konvansiyonel HBT2 teknolojilerinin ilk örneklerinden bâzıları Tip205'ler üzerine yerleştirilip denenerek geliştirilmiştir. İşte ciddi şekilde sorunlu bu oniki Tip205'den biri ve PN 18 S2 çeliği3 ile inşa edilmiş tek örnek olan U11 bu noktada konuya dâhil olabilirdi.

1988 yazından uygulanan bir yapısal çalışma ile U11, Batı'nın ilk hedef denizaltısına dönüştürüldü. Bu maksatla ihtiyaç duyulan yeterli güvenlik seviyesini elde edebilmek için tek cidarlı bu denizaltının mukâvim teknesini dışına ikinci bir sahte cidar bağlandı, aradaki boşluğa da uygun yoğunlukta köpük dolgu uygulandı. Söz konusu yeni dış cidar denizaltının manyetik iz niteliklerini korumak için yine 1.3964 çeliği ile inşa edilmiştir. Bu denizaltı üzerine, daha yüksek etkinlik için (bu sınıf için) ilk kez yedi kanatlı çalıklı pervane bağlanması gibi başka iyileştirmeler de uygulanmıştır.

Değiştirilmiş Tip205/U11 kesiti

Dönüştürülmüş Tip205/U11 hedef denizaltısı

Resim.4 ve 5) Tip215 sınıfı U11'in hedef denizaltısı hâline dönüştürülmesi. Üstteki kesit, kırmızı bölge mukâvim tekneyi korumak için ilâve edilen ikinci cidarı gösteriyor.
Altta ise söz konusu denizaltının, 2005 civarında müzeye dönüştürüldükten sonra ziyaretçiler için bordasına açılın giriş ile gerçek kesiti görülebiliyor ama burada iki cidar arasındaki köpük dolgu boşaltılmış. Baş, kıç ve kulenin korunmasına ise gerek görülmemiş.


Denizaltı üzerine sağlanan bu koruma DSH atışlarında kullanılan torpillerinin muhtemel isâbetine karşı uygulanmıştır. Bununla birlikte belirtmek gerekir ki bu tür eğitimlerde (genellikle) torpillerin gövdeye doğrudan isâbeti zâten hedeflenmez bunun yerine gövdenin birkaç metre yakınından geçmesi isâbet için yeterlidir çünkü torpiller çok pahalıdır ve hedefe çarpma torpillere çok ciddi hasar verir.

Ama bâzı torpil arge çalışmalarında atışların denizaltıya doğrudan isâbetinin sağlanması gereklidir, örneğin büyük çift cidarlı Sovyet denizaltılarının mukâvim teknelerini delebilmek içi gerekli olan çukur-imlâ harpbaşlığına sahip hafif torpiller için ki bu tür senaryolarda torpilin denizaltı gövdesine temas açısı da doğal olarak çok önemlidir.

U11 Nato tarafından hem DSH eğitimlerinde, hem de torpil geliştirme çalışmalarında kullanıldıktan sonra 2003'de hizmet dışına çıkartıldı ve [Resim.5] üzerinde görüldüğü üzere müze oldu. Bütün bu çalışmalardan elde edilen değerli veriler henüz açık kaynaklara hiç düşmedi...

Fakat U11 bu alanda ilk örnek değildi ve aslında bir Sovyet uygulamasından esinlenilerek oluşturulmuş bir kavramdı:

# Proje 690 Kefâl

Denizaltıların nükleer başlıklı balistik füzeler de taşımaya başlamasıyla artık Soğuk Savaş döneminin en büyük mücâdelesi su altında yaşanıyordu. 1960'lardan itibâren hem ABD, hem de SSCB denizaltı teknolojilerine âzamî önem vermeye başladı.

Böyle bir ortamda sualtı savaşının zorluklarının üstesinden gelebilmeye yönelik ihtiyaçları karşılayabilmek için gerçek bir denizaltıyı hedef olarak kullanma niyetiyle ilk çalışma SSCB'de 1960'da başlatıldı; Malakhit tasarım ofisi Proje 627A sınıfı nükleer, Lazurit Tasarım Ofisi ise Proje 613 ve 633 sınıfı konvansiyonel denizaltılar temelinde söz konusu uyarlama hedefiyle çalışmaya başladı.

Yazının girişinde kısaca değinildiği üzere âzamî etkinlik için gerçek bir denizaltıyı hedef olarak kullanmak vazgeçilmezdir ama söz konusu hedef denizaltının aynı zamanda düşman kuvvetlerin denizaltılarının; şeklini, boyutlarını, aktif ve pasif akustik izleri ile dümensuyunun yapısını, bunun yanında sürâtini ve manevra yeteneğini de yeterli seviyede temsil edebilmesi gereklidir. Dolayısıyla böylesine iddialı bir hedefin zamanın Sovyet gemi mühendisleri için son derece zorlu olması şaşırtıcı değildi.

Proje 690 Kefâl satıhta seyir hâlinde

Resim.6) Proje 690 КЕФА́ЛЬ (Kefâl) satıhta seyir hâlinde iken. Üstyapı tasarımına dikkât ;)


Gövdenin, denizaltı 18mil ile seyrederken, 50mil ile seyreden 2.200kg ağırlığındaki harpbaşlıksız 533mm torpilin (KE = ~728kJ) vuruşuna 250m derinlikte dayanması isteniyordu. Bu seviyede bir koruma için gerekli takviyelerin sebep olacağı hidrostatik ve hidrodinamik denge değişimlerinin etkisi sebebiyle eldeki mevcut denizaltılardan birinin böyle bir amaca göre uyarlanamayacağı anlaşıldı ve özel bir tasarımın gerekli olduğuna karar verildi, 1963'de tasarım sözleşmesi imzalandı.

Mühendislik geleneği olarak denizaltılarını dâima çift cidarlı olarak inşa eden SSCB yaklaşımında, ihtiyaç duyulan bu özel çözüme ulaşabilmek için tasarım anlayışı temelinde bâzı değişikliklere gidilmesi de gerekti; örneğin bütün kemereler mukâvim teknenin içine alındı, basınçlı safra sarnıçları da yine tamâmen mukâvim teknenin içine yerleştirildi vs.

Mekanik darbelerin dış cidar üzerinde durdurulabilmesi için torpil kinetik enerjisinin malmezenin mekanik davranışı ve dış cidarın şekil değiştirmesi yardımıyla soğurulması yoluna gidildi ve 250m derinliğe kadar söz konusu etkinin yeterliliğini sağlayabilecek bir dizi yeni tasarım standardının tanımlanması ve oluşturulması gerekli oldu.

Hazırlanan balistik/mekanik tasarım çözümlerinin etkinliğinin ispatlanabilmesi için denel mukavemet çalışmaları geçekleştirildi. Sâhip olduğu amaca uygun nitelikler sebebiyle CTP4 kullanımı üzerinde de yoğun olarak durulduysa da çeşitli sebeplerle bu malzemenin kullanılmasından vazgeçildi. Yoğun deneylerden sonra Lazurit Tasarım Ofisi tarafından ortaya konan tasarım çözümü; Proje 690 [Resim.6], Donanma tarafından kabûl edildi. Bu yeni tasarımın temel hedefleri:

  1. Yeni DSH silahlarının geliştirilmesinde ihtiyaç duyulan gerçekçi atış denemelerin yapılmasını sağlamak
  2. Suüstü ve hava araçlarında görev yapan DSH mürettebatının gerçekçi şartlarda eğitilmesini sağlamak
  3. Denizaltı mürettebatının denizaltıya karşı harekât eğitimleri için gerçekçi şartları sağlamak
  4. Hem denizaltı, hem DSH açısından yeni taktik yaklaşımların etkinliklerinin ölçülebilmesini sağlamak
olarak sıralanabilir.

Diğer taraftan mesela pervane ve dümen üzerine koruma uygulanmadı çünkü bu tür yapılar hem asgarî 18mil sualtı seyir sürâtine ulaşma açısından, böyle bir dizel-elektrik denizaltı için ciddi direnç artışına ama daha önemlisi, denizaltının akustik izinin fazlasıyla artmasına ve dolayısıyla istenen düşman denizaltısını temsil şartlarından uzaklaşılmasına sebep olacaktı.

İlk Proje 690 1966'da kızağa kondu ve 1967 sonunda donanmaya teslim edildi ve 1970 sonbaharında dördüncü denizaltının teslim edildiyse inşa programı sonlandırıldı. Bir adet 400mm ve bir adet 533mm torpil kovanına sahip, satıhta 2.480 tonluk 69,7m uzunluğundaki, 6.000Hp güç ile dalışta 18,2mil hıza ulaşabilen Proje 690 sınıfı böylesine özel bir amaçla tasarlanmış ve inşa edilmiş dünya üzerindeki tek örnek5 olarak ortaya çıktı.

Son derece verimli sonuçlar elde edilmesini sağladığı düşünülen bu özel denizaltıların büyütülmüş ve geliştirilmiş bir türevinin (Proje 690M) inşasına da 1983'de başlanmıştı ama SSCB'nin çöküşü neticesinde tamamlanamadı. Mevcut dört denizaltı ise zaman içinde hizmet dışına çıktı.

Aslında Kefâl hakkında çok ilgi çekici başka teknik ayrıntılar da var ama bunları daha sonra ve hesaplamalı olarak ele almak düşünülebilir...

Benzetilmiş Hedefler

Başka bir zamanda...

♦ Açıklamalar

1. Bildiğim kadarıyla... [geri]
2. HBT: Havadan Bağımsız Tahrik [geri]
3. PN 18 S2 günümüzdeki tanımlaması 1.3964 olan ve Tip212 sınıfı denizaltıların inşasında kullanılmakta olan nâmanyetik mukâvim tekne çeliğidir. [geri]
4. CTP: Cam Takviyeli Plastik [geri]
5. Daha sonraki senelerde ortaya çıkan değiştirilmiş U11 böyle bir maksatla özel olarak tasarlanmış bir araç olmadığı gibi yetenekleri son derece kısıtlıydı. [geri]
 
Telif Hakkı © 1997-2022 [uskudar.biz]
- sürüm 6.0.0 - Bütün Hakları Saklıdır.
Kullanım şartları için tıklayın!