Doğular ve Batılar, Gökler ve Yıldızlar
Çarşamba, 19 Şubat 2020

En yakın dostlarımdan biri, sadece birkaç hafta önce kayığını nihâyet Orta Amerikanın Batı kıyısına bağladı. Hem coğrafyaya hem de denizciliğe karşı çocukluktan başlayan ilgim ve üstüne muhtemelen Verne, Boro, London etkisi sebebiyle, o yaşlardan beri gözüme kestirdiğim ve büyüyünce(!) gidebilmeyi umduğum birkaç hedefim de hâliyle mevcuttu; Şili'nin adeta sonsuz uzunluktaki muhteşem ve de insansız Güney kıyılarını, Ateş Topraklarını ve Boynuz Burnunu ve devamında Polinezya ülkesinin güney yarısını yelkenle ziyaret etmek gibi. İşte şimdi ~kırk yıl sonra, bugün itibarı ile tam da bu seyri yapabilme imkânı önüme çıkıverdi, hayat ne kadar acayip! Diğer taraftan şu var ki artık bunun benim için hiçbir anlamı kalmadı, zaman başlı başına garip bir değişken...

Polinezya olarak tanımlanan bölge; Kuzeyde Havai'i, Güneybatıda Aotearoa ve Güneydoğuda da Rapa Nui adalarının köşe noktalarını oluşturduğu bir üçgeni kapsayan ve Büyük Okyanusun merkezini kaplayan [Resim.1] yaklaşık 30milyon km2 gibi devâsa bir büyüklükte, birkaç asırdır Batı işgâlinde olan, deniz ağırlıklı coğrafya parçasıdır.

Polinezya Ülkesi

Resim.1) Polinezya ülkesinin haritası. Bu coğrafya yakın tarih içinde ispanyollar, portekizliler, hollandalılar, ingilizler, fransızlar ve amerikalılar tarafından işgal edildi, yağmalandı ve sömürgeleştirildi. Konunun kökenine inersek, buradaki insanların başına gelenler bizim Hint Denizinde yaşadığımız başarısızlıklardan sonra başlayan gerilemenin de doğal bir yansımasıydı ki meselenin güncel sürümü bugünün mavi vatan kavramının yapısıyla hâlâ ilgilidir...

Yıldız Pusulası

Polinezyalılar'ın kökeni hakkında iki farklı görüş mevcuttur; bunlardan ilki Güneydoğu Asya kıyılarından yola çıkarak binlerce yıl alan bir süreç ile doğuya doğru yayıldıkları ve ikincisi ise Güney Amerika kıyılarından yola çıkarak Batıya doğru yayıldıkları yönündedir ki her iki ihtimâlle de Asya kökenli oldukları aşikârdır.

Hangi yönden gelmiş olurlarsa olsunlar asıl önemli mesele odur ki bu insanlar seyrüsefer yetenekleri açısından herhalde tarihin en yetenekli milletiydi ve bu yeteneklerinin temelini kullandıkları "Gök Seyrüseferi" tekniği oluşturuyordu. Manyetik pusula, saat, usturlab ve sekstant benzeri (bilinen) hiçbir donanım kullanmadan bunu yapabilmeleri ise daha da etkileyici ve hayret verici olsa gerek.

Meşhur çift gövdeli ve yelkenli teknelerini kürek dümenler ile rotada tutarak başarıyla yayıldıkları Büyük Okyanus adalarına ulaşabilmek için kullandıkları seyrüsefer tekniği "Yıldız Pusulası" olarak adlandırılmaktadır. Eldeki verilere göre Samoa'ya MÖ 800, Havai'i'ye MS 500, Tahiti'ye MS 700, Rapa Nui'ye1 MS 900 ve son keşifleri olan Aotearoa'ya2 ise MS 1200'de ulaştıkları düşünülmektedir.

Daha da ilgi çekici bir ayrıntıdan bahsetmek gerekirse, 150 yıl önce Rapa Nui adasında keşfedilen ve günümüzde kadar çözülememiş olan, bir tür resimyazı ile oluşturulmuş Rongorongo tabletleri hariç tutulursa, hiçbir yazı kullanmayan bu insanların, son derece etkin olduğu belli olan bu seyrüsefer tekniklerini sâdece söz ile ve herhalde bir nevi usta-çırak ilişkisiyle nesiller arasında aktarabilmiş ve sürdürülebilmiş olmalarından da bahsedilebilir.

Polinezyalıların Yıldız Pusulası

Resim.2) Polinezyalıların Yıldız Pusulası.[1]
Gerçek yıldız pusulaları sadece zihinseldi ve burada gösterilen ise kullandıkları yöntemi açıklayabilmek için günümüzde hazırlanmış bir çizimdir, ne yazık ki zaman darlığı sebebiyle Türkçeleştiremedim. Şunu da belirtmek gerekir ki devamlı olarak yarıküre değiştirdikleri için bu pusulayı kullananların her iki tarafın yıldız dizilişlerine de hâkim olmaları şarttı ve tekrar söyleyelim, hiçbir yazılı belge ve alet kullanmıyorlardı!

R2-D2

Daha yakın tarihte sekstant ve kronometre gibi icatlar yardımıyla oldukça etkin açıkdeniz seyri Batı insanları için de mümkün hâle gelebilmiştir. İkinci Dünya Savaşının başlamasıyla daha hassas ve hızlı çözüm üreten küresel konumlama ve seyrüsefer sistemlerine olan ihtiyaçlar ani bir sıçrama gösterdi ve takip eden Soğuk Savaş döneminde ise zirveye ulaştı.

Bu ihtiyaçların giderilmesi için geliştirilen önemli çözümlerden biri olan Atalet Seyrüsefer Sistemleri (ASS) daha önce ele alınmıştı. Bu noktada ise bir diğer yaklaşım olan "bilgisayar destekli" Gök (Yıldız) Seyrüsefer Sistemleri mevzubahis olacak.

1950'lerde başlayan silahlanma yarışında her iki taraf da muhtelif füze sistemlerinin taşıdığı nükleer harp başlıklarını yeterli hassasiyet ile hedefe ulaştırabilmek konusunda sıkıntı yaşıyordu. Öncelikli konu uzun menzilli balistik füzelerin güdümüydü, ASS'ler ihtiyacı ancak kısmen karşılayabiliyor fakat menzil uzadıkça artan hata oranlarının önüne geçilemiyordu. Ortaya konan çözümlerden biri ise yıldızları kullanmaktı, böylece füze üzerine yerleştirilen optik algılayıcılar öntanımlı yıldızları bulduğunda ASS'lerin ihtiyaç duyduğu konum düzeltmesinin yapılabilmesine imkân sağlanabiliyor ve isabet hassasiyeti belirgin şekilde artabiliyordu.

O günlerden beri üretilen uzun menzilli ve nükleer başlıklı balistik füzelerin çoğu üzerinde ASS+GSS3 bileşik güdüm donanımı mevcut bulunmaktadır fakat konunun hassasiyeti sebebiyle bu tür donanımlar hakkındaki veriler gizli olduğundan çok fazla ayrıntı bulabilmek kolay değildir. Fakat GSS donanımları başka bâzı araçlar üzerinde de kullanılmıştır ki bunlardan en meşhuru SR-71 keşif uçağıdır ve bu uçak artık müzelik olduğu için söz konusu donanım hakkında bir miktar açık-kaynak veri mevcuttur.

SR-71'in ihtiyaç duyduğu hassas konumlama bilgisi sebebiyle, kokpitin hemen gerisine ve boyuna simetri hattı üzerine, yukarı bakan bir yıldız seyrüsefer cihazı yerleştirilmiştir ki [Resim.3] buna mâlum filme yapılan bir atıf ile R2-D2 deniyordu. İlk modelde 54 sonrakilerde 61 adet4 ön tanımlı yıldızı aramaya programlanmış bu cihaz, bunlardan üçünü aynı anda tespit edebildiğinde sahip olduğu dijital bilgisayarın yaptığı hesaplamalarla otomatik olarak konumunu belirleyebiliyordu ki hassasiyet yarıçapının ~90m olduğu belirtilmektedir. Sistemin muhtemel işleyişi [Resim.4] üzerindeki gibi açıklanabilir.

SR71 ve otomatik seyrüsefer sistemi

Resim.3) SR-71 ve sırtındaki yuvanın (kırmızı çerçeve) içindeki NAS-14(V2) nam-ı diğer R2-D2 yıldız takip sistemi donanımı.[2], [3]
Çeşitli kaynaklar cihaz içindeki optik elemanların cam değil kuvars kullanılarak imâl edildiğini belirtiyor ki günışığı haricindeki fotoğrafçılık tekniklerine meraklı arkadaşlar bunun ne anlama geldiğini hemen anlayacaktır.

Bir Küçük Adım

Bu ayın başları gibiydi, bir ziyaretçi eposta üzerinden ilginç bir havadis [5] gönderince bu dikkât çekiciyi gelişmeyi öğrenmiş oldum. Zâten güncel mevzuları hiç izlemediğim için doğal olarak bu gibi ayrıntılardan da haberim olmuyor. Doğrusu, küçük ama aynı zamanda çok önemli bir adım olarak nitelendirilebilecek bu gelişme için bir yazı yazmaya değerdi.

Herhangi bir işi başarmaya giden yolun ilk üçte birinin niyet, ikinci üçte birinin başlamak ve son üçte birinin de irâde ve çalışmaktan ibâret olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla Roketsan'ın gerçekleştirdiği bu hassas ve değerli çalışmasının, şimdiden yolun çok büyük bölümünü tamamlamış olduğunu görmek de gâyet güzel, bundan sonrası kolay...

Bu çalışmanın işâret ettikleri ise ülke açısından şüphesiz son derece stratejiktir ve ilk anda göründüğünden bile daha önemlidir denilebilir. Bu tür bir donanımı kısa menzilli mühimmatlar ve araçlar üzerinde kullanmak pek beklenmemelidir. Alçak irtifa araçlar üzerinde kullanımları da kısıtlıdır. Bu sebeplerle söz konusu donanım Türkiye'nin nihâyet orta ve uzun menzilli balistik füze işine gireceğine işaret etmektedir. İlâve olarak bu tür bir donanım uzun süre havada kalabilen yüksek irtifa İHA'lar için de bilhassa henüz bağımsız bir KKS'ye sahip olmayan Türkiye açısından çok gereklidir. Ayrıca orta irtifa ve üstündeki uyduları hedef alabilecek uydusavar füzeler için de böyle bir cihaz vazgeçilmezdir vs.

Bileşik (Atalet + Gök) Seyrüsefer Sistemi

Resim.4) Balistik füzeler üzerinde çok uzun zamandır kullanılmakta olan bileşik (Atalet + Yıldız) seyrüsefer donanımlarının temel işleyişini açıklayan akış şeması.[4]
Bu düzen hemen yukarıdaki R2-D2 için de geçerli olabilir. Burada ASS "Atalet Seyrüsefer Sistemi" ve KF "Kalman Filtresi"dir.

Meselenin bizi ilgilendiren asıl bölümü olan Donanma üzerindeki etkisinden bahsetmek gerekirse; mesela en büyük beklenti olan Cebelitarık boğazını merkez alan ~300mil yarıçapındaki bir bölgeyi Anadolu'dan hedef alabilen uzun menzilli gemisavar balistik füze ihtiyacını karşılayabilmek için gereken başlıca donanımlardan birinin de GSS olması durumun önemini ifâde etmeye yeterlidir.

İlâve olarak böyle bir GSS donanımının KKS5 engelli ortamlarda ihtiyaç duyulacak olan, gemi ASS'lerinin6 düzelticisi olarak Donanmanın bütün gemileri üzerine yerleştirilmeleri gereklidir, bilhassa Güney Denizleri Donanmamızı beklerken. Eh burada güney denizinden kastedilen tabii ki Antalya, Kıbrıs açıkları değil, Güney Okyanuslarıdır.

Polinezya halkından başlayıp Türkiye'nin uzun menzilli gemisavar balistik füze ihtiyacına ulaşmakla bu yazı eski tarz, başı farklı kıçı farklı gibi görünen bir şey oldu galiba ama yine de herşey göründüğü gibi olmayabilir...

♦ Açıklamalar

1. Batı tarafında işgal edildikten sonra verilen, bugünkü yaygın ismiyle; Easter Adası [geri]
2. Batı tarafında işgal edildikten sonra verilen, bugünkü yaygın ismiyle; Yeni Zelanda [geri]
3. GSS: Gök Seyrüsefer Sistemi [geri]
4. Bâzı kaynklara göre 64 adet. [geri]
5. KKS: Küresel Konumlama Sistemi. [geri]
6. ASS: Atâlet Seyrüsefer Sistemi. [geri]

♦ Kaynaklar

1. Polinezyalıların yıldız pusulası hakkında - http://archive.hokulea.com/ike/hookele/star_compasses.html
2. SR-71 görüntüsü - https://www.nasa.gov/centers/dryden/multimedia/imagegallery/SR-71/EC97-43902-1.html
3. GSS cihazı görüntüsü - https://timeandnavigation.si.edu/multimedia-asset/nortronics-nas-14v2-astroinertial-navigation-system
4. A Novel SINS/CNS Integrated Navigation Algorithm used in a Ballistic Missile, 2015, Lihua Yang - Baolin Li - Lei Ge
5. Yıldız Takipli Navigasyon Sistemleri / Roketsan Dergi, 2020 (Ocak), Selva Sargın Güçlü - Aslı Doğan - Mehmet Aki̇f Koca
 
Telif Hakkı © 1997-2021 [uskudar.biz]
- sürüm 6.0.0 - Bütün Hakları Saklıdır.
Kullanım şartları için tıklayın!