Eski Yeni Bir Gemisavar Eğilim
Perşembe, 05 Mayıs 2022

Daha önce ele alındığı üzere gemiye karşı havadan atılan güdümlü süzülen mühimmat kullanımı ilk kez İkinci Dünya Savaşı esnasında geliştirilmiş ve başarıyla uygulanmıştı. Sonraki dönemde ise belki de gemisavar füzelerin çekiciliği sebebiyle, bu etkin yaklaşım uzun süre boyunca terk edildi.

1999 civarında Kopp tarafından yaklaşık 60 yıl önceki bu kavram tekrar önerildi ki B-2 ve F-22 gibi düşük görünürlüğe sahip uçaklar ile birlikte mevcut ucuz havadan yere süzülen mühimmatların deniz hedeflerine yönelik ihtiyaçlara göre uyarlanıp yüksek irtifadan kullanılmasına dayanıyordu.[1]

Söz konusu önerme başlangıçta, kendini denizlerin mutlak hâkimi olarak gören gringo donanma çevrelerinde pek önemsenmediyse de son beş - on yıl içinde Çin donanmasının, en azından sayısal olarak, müthiş yükselişi sebebiyle mevzu birden değer kazanıverdi ve geliştirilen çözümler gerçek suüstü hedeflerine karşı ilk kez 2022 yılında yoğun olarak denenmeye başlandı.

Bu atış tecrübelerinin sonuncusu ise birkaç gün önce [Resim.1] gerçekleştirildi ki söz konusu denemenin en önemli ayrıntısı; ilk kez gemi üzerine doğrudan isâbet değil de omurga altında sualtı infilakı mekanizmasıyla azamî hasar yönüne gidilmesi ve başarılı olunmasıdır.

Havadan Atılan Mühimmat ile Sualtı Patlaması

Resim.1) Havadan atılan süzülen güdümlü mühimmat kullanılarak, sualtı patlaması mekanizmasıyla gemi batırma tecrübesinden birkaç kare görüntü.
(A) üzerinde mühimmat görülüyor. (B) suya giriş anı, (C) sualtı infilakının başlangıcı ve (D) patlamanının ikinci darbesinin başlangıcı...[2]


Resimde görülen denemede kullanılan mühimmattan (GBU-31/B+) bahsetmek gerekirse; 2.000lb sınıfından bir harpbaşlığı taşıyan bu süzülen mühimmat ~430kg patlayıcıya sahiptir ki olağan şartlarda bu patlayıcı Tritonal'dır. Diğer taraftan sualtı patlaması mekanizması kullanıldığı için bu sürümde Alüminyumlu bir PBXN türevi kullanılacağını beklemek mantıklı olacaktır. Böyle bir mühimmatın tek isabetle 10-15bin tonluk bir muhribi rahatlıkla batırabilmesi beklenebilir.

Yukarıda bahsi geçen patlayıcı miktarının büyüklüğünü biraz daha iyi kavrayabilmek için birkaç veri gerekirse; mesela bir Penguin Mk3 füzesinin harp başlığında 43kg, Exocet MM-39'unkinde 43kg, Harpoon'unkinde 98kg veya Atmaca'nınkinde ~62kg patlayıcı mevcuttur ve yine bir GBU-31/B'in taşıdığı patlayıcı miktarı bir Mk-24 torpilinin taşıdığının yaklaşık üç katı, bir DM2-A4'ün taşığıdığının ise yaklaşık iki katıdır...

Diğer bir yandan bu atış aynı zamanda daha önce ele alına Donanmaya Yönelik Gelecek Nesil Tehditler konusunun sahada gösterilmiş bir hâlidir. Dolayısıyla meselenin savunma tarafına çok geç olmadan ciddi bir şekilde eğilme ihtiyacı kaçınılmazdır çünkü bu tür saldırıya karşı koyabilmek gemisavar füzelere karşı koyabilmekten hem farklı, hem de daha güçtür, örneğin böyle bir silahı parçalanan mühimmatla veya 20mm zırhdelici mühimmatla durdurabilme ihtimâli son derece düşüktür vs.

Saldırı yönü açısından ise; Türkiye artık Kanatlı Güdüm Kiti gibi teknolojilere ve yapabilme-bilgisine tamamen sahiptir, sonraki safhada KGK-2 denilebilecek hareketli deniz hedeflerine karşı kullanılabilen ve sualtı infilâkı mekanizması yeteneğine de sahip milli mühimmatların geliştirilmesi kısa vadede bile beklenebilecek bir durumdur. Sonuç olarak hücum konusunda sıkıntımız olmayacak gibi görünüyor ama gemi savunması konusu göründüğü kadar(!) kolay değil, bilâkis çok zor...

♦ Kaynaklar

1. Expanding the Envelope / Stealth and Other Strike Roles, 1999, Carlo Kopp
2. Konuyla ilgili vidyo - https://youtu.be/RmfRi2Vl3JQ
 
Telif Hakkı © 1997-2024 [uskudar.biz]
- sürüm 6.0.0 - Bütün Hakları Saklıdır.
Kullanım şartları için tıklayın!