KSS3N
Perşembe, 13 Ağustos 2026

Güney Kore'nin nükleer denizaltı hedefini ortaya koymasının üzerinden oldukça uzun zaman geçti. Bu süre zarfında ise ülke hem (sivil) atom teknolojisi, hem de denizaltı tasarımı ve inşası alanlarında büyük bir yetkinlik elde edince artık konunun üzerine daha ciddi şekilde eğilmeye yetecek kendine güven seviyesine de ulaşabildiler.

Diğer taraftan küresel siyaset açısından son derece alengirli olan böyle bir alanda çalışabilecek seviyede gerçek bir milli egemenlik ve bağımsızlık sahibi olmadıkları için şartların lehlerine dönmesine de ihtiyaçları vardı.

Bekledikleri şartlara şu birkaç yıl içinde nihayet ulaştılar. Şöyle ki; yaklaşmakta olan 3. Dünya Savaşı Büyük Okyanus merkezli olarak gerçekleşecek gibi görünüyor ve tabii ki yine denize hakim olabilen bu savaşı da kazanan taraf olacak. Konuyu fazla uzatmadan sadede gelirsek, bu şartlar altında Güney Kore'nin nükleer denizaltı hedefine ulaşmasına kısa süre önce ABD tarafından resmen izin verildi.

Önce biraz Güney Kore'nin nükleer denizaltı hedefinin tarihçesinden bahsetmek gerekirse:

İlk adım 1994 yılında atıldı ve 1993 yılında Kuzey Kore'nin NPT'den1 çekilmesiyle başlayan sürecin sebep olduğu sarsıntının Güney'deki etkisiyle, zamanın Güney Kore başbakanı Savunma Bakanlığına bir nükleer denizaltı inşa programı başlatmasını ve süreci gizli olarak yürütmesini istedi.

Bakanlık tarafından görevlendirilen KAERI2 Rusya'ya yönelerek ve o günün şartlarını başarıyla değerlendirerek, OKBM'den bir miktar teknik destek almayı başardı, yine de ne seviyede bir teknoloji transferinin söz konusu olduğu bilinmemektedir. Diğer taraftan 2001'de Rus Almaz-Antey desteğiyle Güney Kore'ye aktarılan teknolojiyle üretilmekte olan bugünkü orta menzilli hava savunma sistemi olan M-SAM (S-400'ler üzerinde de kullanılan 9M96 türevi) konusundaki iş birliğinin seviyesine bakılırsa OKBM'nin de oldukça ciddi seviyede bir destek vermiş olabileceği düşünülebilir.

OKBM3 ilk Sovyet nükleer denizaltısının tahrik sistemini tasarlayan, günümüzde de bilhassa nükleer buzkıranların tahrik sistemleri ve yüzer atom santralleri konusunda çalışmaya devam eden Dünyanın bu alandaki en köklü ve yetenekli bir iki kurumundan biridir.

Bu ilk çalışma kısa sürede ABD tarafından fark edilince yoğun baskıyla durduruldu. Bir süre soğuyan mesele 2003 yılında oluşturulan 40 kişilik bir takımla birlikte Proje 362 adıyla yeni bir yapılanma içinde sürdürülmeye başlandı. 2004 yılında da 4.000tonluk bir denizaltı için nükleer tahrik sisteminin ön-tasarımı tamamlandı. Yeri gelmişken belirtmek gerekirse bu alanda ABD - Güney Kore ilişkileri ABD'deki her yönetim değişikliğiyle değişmiş ve bu sebeple oldukça dalgalı bir seyir izlemiştir, izlemektedir.

Resim.1) 4.000tonluk İlk tasarım muhtemelen böyleydi.

Bu arada KAERI tarafından paralel olarak 1997-2012 arasındaki çalışmayla yine OKBM'nin desteğiyle SMART (System integrated Modular Advanced Reactor) tanımlamalı bir Küçük Birimsel Reaktörün de tasarımı tamamlandı. Nükleer denizaltı hedefi için kavramsal olarak çok doğru bir bütünleşik reaktör çözümü olsa da 330MWt gücü ile denizaltılar için fazla büyük bu tasarım çalışmasındaki temel hedefler Rus desteğiyle küçük reaktör tasarım sürecini öğrenmek ve daha önemlisi gerekli hesaplama yazılımlarını geliştirebilmekti ve bu 15 yılın sonunda ABD teknolojisinden bağımsız ve tamamen milli reaktör tasarım ve güvenlik yazılımlarının geliştirilmesi (TASS/SMR ve MATRA kodları gibi) tamamlandı ki bu alanda milli yazılım olmadıkça milli bir ilerme söz konusu olamaz... Böylece Güney Kore ABD boyunduruğundan kurtulabilmek için gereken hedeflerden ikisine başarıyla ulaşabildi; Rusya kaynaklı tasarım desteği ve milli yazılım. Ayrıca Güney Kore'yi doğru anlayabilmek için daha dikkatli olmanız gerekebilir....

Resim.2) 330MWt'lık SMART bütünleşik reaktörünün kesiti.

Geçen zaman içinde Güney Kore'nin denizaltı nükleer tahrik sistemi tasarımları da ilerlemeye devam etti ve gelişti. 2021'de KAERI tarafından Munmu Daewang Bilim Araştırma Merkezinde gelştirilmeye başlanan 70MWt deniz reaktörünün ilk Güney Kore atom denizaltılarının tahrik sistemi olabileceği tahmin edilmektedir. Bu reaktör de Rus temelli olduğundan Güney Kore-ABD nükleer mutabakatının dışında kalmaktadır. Kullanılan yazılımlar da artık milli olarak geliştirildiği için bir ABD bağımlığı söz konusu değildir ve tasarım açısından milli hedeflere ulaşılabilmiştir. Ama:

Kaçınılmaz olarak duvara tosladıkları için konuyu daha fazla ilerletemiyorlardı. Bu duvar kalındı:
Yakıt tedariği.

Güne Kore için yakıt tedariğinin önünde iki temel engel vardı:

  1. NPT
  2. 123

Bu ikisi bizi de ilgilendiriyor, neden mi? Çünkü Türkiye de her ikisini sırasıyla 1980 ve 2008'de imzalamış durumda, dolayısıyla kollara ve bacaklara kelepçeler takılmış halde.

Resim.3) Türkiye'nin ilk kez 2008'de imzaladığı, Eylül 2025'de tekrar imzalanarak süresi uzatılan ikili mutabakatın ilk duyurusundan bir parça. Bu şartlar altında milli nükleer enerji bir serap gibidir. ABD ile 56 ülkenin tek tek imzaladığı 123 mutabakatlarının içerikleri ülkelere özeldir.

Güney Kore'ye dönersek, 2025 yılında ABD Güney Kore'ye nükleer denizaltı inşa izni(!) verdiğini açıkladı. Tam olarak "izin verdik" ifâdesinin kullanılması başlı başına bir aşağılama olarak kayda geçti. İşte bu izin iki ülke arasındaki 123 mutabakatı sebebiyleydi. Böylece kendi sivil reaktörleri için bile yakıt üretmesi yasak olan Güney Kore'ye inşa edeceği nükleer denizaltılar için de yakıt sağlayacağını ABD ilan etti. Tabii ki bunun küçücük birkaç şartı da vardı; Güney Kore'nin nükleer denizaltıları ABD'nin Hint-Pasifik Komutanlığına bağlı olacaktı, eh müstemleke olmanın bu kadarcık bir bedeli olmasın mı ; )

Ama biraz da haraç vermek gerekecekti, Bu durumda önce Hanwa tarafından bir batık ABD tersanesi 5milyar dolara satın alındı, 35milyar dolarlık yeni gümrük vergilerine ses çıkartılamadı, orta vadede 350milyar dolarlık bir kaynağın öyle ya da böyle ABD'ye aktarılması konusunda karar birliğine varıldı vs.

Yakıt üretecek teknolojiye sahip olmasına rağmen buna cesaret edemeyen Güney Kore ve bu yolda milli çözüm için ilerlemeye çalışan Brezilya tam da Türkiye'nin önündeki iki seçeneği göstermektedir. İlk seçenek bizim için hezimet olur, ikincisi tek çıkar yoldur ama bedellerine katlanmak gerekir...

Güney Kore Türkiye'den çok sonra denizaltı inşa işine girdiyse de bizden çok daha ileri gitmiş duruma geldi ve KSS-III ile milli çözümlerini başarıyla oluşturup artık Dünya denizaltı pazarının bir oyuncusu olmaya başladı. Onların bu başarısının veya teesten bakıldığında bizim bu başarısızlığımızın sebepleri buranın konusu değil, belki başka bir zaman...

Resim.4) Güney Kore'nin başarıyla ilerleyen ilk milli tasarımı KSS-III.

Evet Güney Kore nükleer denizaltısının ve denizaltı reaktörünün tasarımı yaptı, yakıtı da ABD'den almayı başlardı ama hâlâ bâzı belirsizlikler de mevcut. Örneğin ABD YZU (Yüsek Zenginleştirlmiş Uranyum) temelli reaktör tasarımı kulanıyor ve tasarım konsunda Güney Kore'ye hiç bir destek vermiyor ve ancak DZU (Düşük Zenginleştirilmiş Uranyum) sağlayacağını taahhüt ediyor.

Bu durumda Güney Kore'nin denizaltı reaktör tasarımı DZU temelli olmak zorunda. Diğer taraftan denizaltıyı inşa etmeden önce gerek tasarımın doğrulanması, gerekse mürettebatın eğitilmesi için eşdeğer kara rektörünün inşa edilmesi gerekiyor ve bu da yakıt ihtiyacı sebebiyle ABD'nin iznine bağlı kalıyor. Henüz Güney Kore böyle bir tesis inşa etmeye başlamamış görünüyor ama nükleer denizaltı inşasına başlamak üzere olduğunu da beyan ediyor.

Bütün bu şartlar bâzı söylentileri de beraberinde getiriyor: Güney Kore zâten DZU yakıt kullanan Fransa ile işbirliğine gidip onların mevcut kara tesisini eğitim için kullanıp bir K15 (150MWt) türevi fransız nükleer tahrik sistemi mi kullanacak? Bu ihtimâl şimdilik çok şüpheli ve gerçekleşmesi son derece zor olarak değerlendirilebilir, her ne kadar bâzı Güney Kore kaynakları bu yönde söylentiler yaysa da.

Resim.5) İlk Güney Kore atom denizaltısının ölçekli bir modeli, açıkça bir KSS-III türevi.

Çok kısa bir süre önce yapılan resmi sunumdan alınan ilk nükleer Güney Kore denizaltısının yukarıdaki görüntüsü değerlendirilirse; bunun açıkça bir KSS-III türevi olduğu söylenebilir. Böyle bir tercih ile kendini ispatlamış bir tasarımın üzerine nükleer tahrik sistemi eklenmesi hem süre, hem de maliyet açısından son derece mantıklı bir tercihtir.

Böylece uzatılmış ve tulumba-jet sevk sistemi kullanılarak, nükleer tahrik sistemi eklenmiş bir KSS-IIIN çözümü ortaya çıkmış oluyor. 2035 civarında denize iniş hedefi açıklandığına göre önümüzdeki bir veya iki yıl içinde inşasının başlayacağı tahmin edilebilir.

Eldeki açık-kaynak verilere göre tahrik sisteminin 65-70MWt (20-25MWe) gücünde olduğu tahmin ediliyor. Uzun yıllardır sürmekte olan Brezilyanın SNBr projesinin gücü ise 48-50MWt civarında olacak. Bununla birlikte çok daha düşük güçlü (2-5MWe) bir mikro reaktör temelli tahrik sistemi üzerinde çalışılıyor da olabilir. Böylece sıradaki aşama olan kara reaktörünün inşası da daha hızlı olarak tamamlanabilir.

Yayınlamış görüntülerden elde edilen ölçülerden de biraz bahsetmek gerekirse: İlk KSS-III tasarımı 83,5m uzunluğunda, dalışta 3.750tonluk bir denizaltıdır. Daha sonra inşa edilen geliştirilmiş KSS-III-B2 tasarımı ise 89,3m uzunluğunda dalışta 4.000tonluk bir denizaltıdır. KSS-IIIN için tahminler ise 111m uzunluk ve dalışta 4.950ton maimahreç şeklindedir. Hepsi için mukavim tekne çapı ise 8,4m'dir. Bütün kaynaklarda KSS-III için genişliğin 9,6m olduğu yazılsa da uzunluk ve maimahreç verileri doğru kabul edildiğinde bu denizaltı ancak 8,4m civarında genişliğe sahip olabilir.

KSS-III 10 adet taktik balistik füze taşıyan bir denizaltı olduğu için sıradaki KSS-IIIN de balistik füze taşıyan bir nükleer denizaltı olacaktır. İlk fransız nükleer denizaltısı bir balistik füze denizaltsıydı, ilk hint nükleer denizaltısı da öyleydi. Sırada Güney Kore'nin nükleer başlık sahibi olması kalıyor. KSS-IIIN projesi ezeli düşman Japonya'da da şimdiden büyük rahatsızlık yaratmış durumda. Sırada Japonya'ya da nükleer denizaltı inşa "izni" verilmesi olacak gibi görünüyor. Güney Kore ve Japonya 3.Dünya Savaşında Çin'e karşı yem edilecek gibi de düşünülebilir. Böyle bir nükleer kapılma olduğunda artık cep telefonu başta olmak üzere ucuz elektronikler hayal olacaktır ki işte bu durum insanlığı bunalıma sokabilir ; )

Resim.6) Bir diğer nükleer Güney Kore denizaltısı modeli, belki de sıradaki denizaltı buna benzeyecek. Sonuç olarak koreliler gelecek nükleer denizaltıları için iki farklı model sergilemeye devam ediyor.

Sözü koreli gençlere bırakarak bitirelim:

♦ Açıklamalar

1. NPT: Nuclear non-Proliferation / Nükleerin Yayılmaması Anlaşması [geri]
2. KAERI: Korea Atomic Energy Research Institute [geri]
3. OKBM: Afikantov Experimental Design Bureau for Mechanical Engineeering [geri]
 
Telif Hakkı © 1997-2026 [uskudar.biz]
- sürüm 6.0.0 - Bütün Hakları Saklıdır.
Kullanım şartları için tıklayın!