Daniska
Salı, 23 Kasım 2021

!

Tarih daima çok çeşitli önemli ayrıntıları içinde barındırdığı için üzerinde dikkâtle durulması gereken bir çalışma sahasıdır. Şimdiki konuyla bağlantılı olarak kısaca değinmek gerekirse; örneğin, Akdeniz hâkimiyeti tarih boyunca milletler arasında önemli bir çatışma sebebi olagelmiştir ve tarih penceresinden bakınca Türklerin geçmişte bu sahada kimlerle mücadele ettiği, gelecekte de kimlerle mücadele etmek zorunda kalacağına rahatlıkla ışık tutacaktır.

Bu bağlamda en büyük rakip açık ara İtalya'dır. İkinci sırada "İspanya" bulunur ve onu Fransa takip eder. Bu husus gelecekte de böyle olacaktır ki Akdeniz dışı oyuncuları ayrıca değerlendirmek gerekir. Yunanistan, Mısır gibiler ise daima küçük oyunculardır ve böyle kalacaklardır. Tabii ki hiçbir düşmanı küçük görmemek gerekir ama gerçekte kimlerle rekabet içinde olduğumuzu (bugün de olduğu gibi) doğru olarak kavrayamazsak sonuçlar (yine) son derece sıkıntılı olabilir.

Ancak çok dikkâtli ziyaretçilerin farkında varabildiği üzere bu sitedeki içeriklerin tamamına yakını belli bir düzen çerçevesinde ve diğerlerini tamamlayacak şekilde ilerliyor, pek çok konu birbiriyle tamamen alâkasız gibi gözükse bile aslında çoğu doğrudan bağlantılıdır. Ne yazık ki bu ilerleme istenilen hızda gerçekleşemiyor ve aksamalar, gecikmeler, kopukluklar vesaire insan hayatının doğası gereği, biraz da elde olmayan sebeplerle meydana geliyor.

Neyse, henüz önceki yazıda konuyla ilgilenebilecek ziyaretçilere tanıtılan, 1911'de kitap halinde basılan "Mezemorta Hüseyin Paşa" adlı önemli eser, yazının bundan sonrasıyla tam anlamıyla bağlantılı olduğu gibi onu okuyup anlamadıkça, bugün bu mevzunun neden ve nasıl bu şekilde oluştuğunu doğru olarak kestirebilmek ne yazık ki hiç de kolay olmayacaktır.

Mesela orada da görebileceğiniz gibi Devlet mekanizması içine çöreklenmiş muhtelif kişi ve yapıların; Padişahları gerek bilmeden, gerekse kimi zaman köşeye sıkıştırıldığı için göz göre göre, yanlışlar yapmak durumunda bırakan fitneleri vasıtasıyla Donanmanın nasıl zayıflatıldığı ve Donanmanın zayıflaması sonucunda Devletin çöküşünün nasıl başladığı, Mezemorta'nın (ve sonraki asırda Cezayirli Gâzi'nin) üstün gayretleriyle kötü gidişat geçici olarak durdurulabilse bile, yıkılışın nasıl kaçınılmaz hâle geldiği daha iyi anlaşılabilir.

Benzer oyunlar yakın tarih boyunca süregeldiği üzere ve bugün de hâlâ icra edildiği için (çünkü denklem kolaydır; güçsüz Donanma = güçsüz Türkiye) tarih bu açıdan da bize iyi bir kılavuz olabilir. Her zaman olduğu gibi gönülden bu milletin yanında olanlarla, bu millete derinden düşman olanların dâhilî bir mücâdelesi söz konusu ki Kıyâmete kadar sürecektir; kimi zaman kazanırız, kimi zaman kaybederiz ama aslında tek önemli olan ayrıntı gönlümüzde yatandır.

Tuzak hem çok geniş, hem de çok katmanlı. Örneğin ülkenin mühendislik yeteneklerini kısır bırakmayı hedefleyen akademik icra birimleri de var ki küçük bir örnek öğrenmek isteyen [1] üzerindeki ilgili bölümü okuyabilir, toplum mühendisliği faaliyetleri için önemli aldatma görevleri olan bilimum medya türevleri de ve özel görevli sermaye çevreleri de ama şimdilik bu boyutu uzatmayalım...

Şeytan bunun neresinde?

Aslında şimdi odaklanmak istenilen yalnızca küçük ama hayatî birkaç ayrıntıdan ibâret. Mâlûm güncel gelişmelerle hiç ilgilenmediğim için taze havadislerden de bîhaber yaşamayı tercih ediyorum ki herkese tavsiye ederim ; ) Diğer taraftan çeşitli arkadaşlardan gelen sorular vesilesiyle bunlardan tamamen kaçabilmek de pek mümkün olmuyor, sağ olsunlar. Her ne kadar onlara verdiğim cevaplardaki ayrıntılar böyle bir genelağ sitesinde ortaya dökülemeyecek cinsten olsa da sâdeleştirilmiş ve tamamen yumuşatılmış bir özet, muhtemelen birkaç kişinin daha ilgisini çekebilir, belki...

Başlarsak, on gün kadar önce, yukarıda tarif edilen vesileyle öğrenebildiğim kadarıyla; Türkiye, Rusya ile denizaltı teknolojisi alanında işbirliği yapmak istediğini resmî olarak açıklamış! Üstüne birkaç gün önce de İspanya ile uçak gemisi ve yine denizaltı alanında. Vay canına!

Aslında bir tuzak olarak uzun yıllar önce kurgulanan "tam bu noktaya" nasıl geldiğimizi merak edenler sâdece [2] üzerindeki son bölümü ve bilhassa madde.12'yi okusa gâyet yeterli olacaktır, bu boyutu fazla uzatmanın bu saatten sonra pek bir anlamı yok.

Rus konusunu şimdilik bir tarafa bırakabiliriz zira denizaltı ile S-400 çok farklı meselelerdir. İspanya konusu ise gerçekten endişe hatta dehşet vericidir. Yine de bu meseleyi de pek fazla uzatmak istemiyorum çünkü geçmişte bu hususta yeteri kadar söz [4] söylendi.

Bildiğiniz gibi en azından birbuçuk asırdır yıkılmaz bir ithalatçı/mümessil imparatorluğunda yaşıyoruz. Dolayısı ile bu İspanyol gemilerinin, tıpkı Tip214'lerde vs. olduğu gibi, muhtemel bir satışında çok ciddi bir komisyon elde eden ve Türkiye Cumhuriyeti Devletine söz konusu satışları gerçekleştirebilmek için bu arpanın önemli bir bölümünü kullanabilen aracıları da mevcut elbet.

İşte bu noktada mesela TF-2000 gibi sona yaklaşmış bir milli projenin bir anda iptal edilip İspanyol muhribinin satın alınmasına karar verilebilmesi gibi tehlikeler kapıdadır diye düşünülebilir. Uzun zamandır TF-2000'in yerine Tip-26 muhribi satışını ayarlamaya çalışan bir başka tehlikeli yapının faaliyeti de hâlen sürmektedir, daha yukarıda bahsedilen mücadelenin bir tezahürü olarak.

Uçak gemisi ise Türkiye'nin önüne konulmuş ve kaynakların çok yanlış harcanmasına sebep olabilecek ayrı bir tuzak gibi görünmektedir ki bu konuda da daha fazla şey söylemek artık anlamsız. Tamam uçak gemisine kafayı taktınız, iyi ama bunu neden ispanyollardan almak istiyorsunuz, bu ülkenin mevcut mühendislik yetenekleri bu işin altından kalkabilir ve bunu da kesinlikle ispanyollardan daha iyi yapabilir.

Ama asıl rahatsız edici olan denizaltı ayrıntısı. Bu adamların denizaltı konusunda yapabildikleri(!) alenen ortada [3] iken, Dünya'ya rezil oldukları aşikâr iken, söz konusu denizaltılar üzerindeki bileşenlerin ve malzemelerin çok büyük bölümü ithâl iken, mukavim tekne kubbelerini ve torpil kovanlarını bile kendileri üretemeyip, İngiltere'de yaptırır iken, HBT'leri mantarlamış iken...

Türkiye'nin İspanya'dan Carlos sınıfı bir gemi alması çok çok büyük bir hataydı. TF-2000 yerine Navantia tasarımı alınması ise büyük bir aptallık olur. Söz konusu gemi tasarımının ve daha doğrusu ispanyolların savaş gemisi tasarımı yeteneklerinin ne seviyede olduğu kolayca batan Norveç muhribi ile açıkça ispatlanmışken üstelik...

Ama en beteri olarak, ispanyollarla denizaltı konusunda işbirliği yapmak; Aptallığın Daniskası olur.

Bu daniska sıfatını severim ama tam anlamını öğrendikten sonra daha fazla seviyorum. Bu kelime argo'da alâ, hâlis gibi anlamlarda kullanılıyor fakat doğru kullanımı için kelimenin kökenini de bilmek icâb ediyor. Kelime 19.yüzyıl İstanbul'unu mesken tutan Danimarkalı fahişelerden geliyor; Daniska = Danimarkalı (+ orospu) olarak ve Danimarkalı kızların güzelliği mâlûm olduğundan, "oruspunun alâsı"ndaki gibi bir alâ bu. Dolayısıyla olumlu bir tanımlama yapmak için kullanılamaz, kullanılırsa başka bir anlam ifâde eder ; ) yâni aptalın daniskası olur ama akıllının daniskası olmaz. Yeri gelmişken, bu kadar yabancı fahişenin kümelendiği bir durumda Osmanlı sivil ve askerî bürokrasisinin hedef alınıyor olduğunu anlamak için uzman olmaya gerek yoktur. Belki tarihçiler bu alanda çalışarak bizi daha fazla aydınlatabilirler.

Sonuç olarak orosplulardan tekrar denizaltılara dönmek gerekirse;
Almanın da İspanyolun da bilimum cümle kâfir-i ebedînin de cehenneme kadar yolu var ulan, ben bu denizaltıları onlarla değil bu kez "Türklerle" yapıcam diyecek bir Allah kulu hâlâ ortaya çıkmayacak mı? Çıkmayacaksa bâri İTÜ'yü falan kapatın, otel, avm, apartıman falan yaparsınız, güzelim arazi bir işe yaramış olur di mi?

♦ Kaynaklar

1. Akademik tuzaklar hakkında (2017) - https://uskudar.biz/seyir-defteri/acayip-mevzular/oyun-içinde-oyun-bir-iki-pervane-hikâyesi.html
2. Nemçe - Milden bağlantısı hakkında (2016) - https://uskudar.biz/denizcilik/tarih-ve-tekerrür-ve-türkiye-ve-almanya-ve-şu-ve-bu.html
3. S80 sınıfı denizaltılar hakkında (2013-2017) - https://uskudar.biz/yafta/s-80.html
4. TCG Anadolu hakkında (2016-2018) - https://uskudar.biz/yafta/anadolu.html
 
Telif Hakkı © 1997-2022 [uskudar.biz]
- sürüm 6.0.0 - Bütün Hakları Saklıdır.
Kullanım şartları için tıklayın!