Kemere

Kurulum: PyAero
Perşembe, 23 Ocak 2020

PyAero içinde RAE28822 Kanat Kesiti

Geçenlerde SU2'nin yeni sürümünün derlenerek kurulmasından bahsettikten sonra bu doğrultuda tamamlayıcı bir öge olarak, açık-kaynak önişlemci seçeneklerinden biri ile devam etmek iyi bir fikir gibi göründü ve PyAero [1] adlı yeni bir yazılımın kurulmasından bahsetmeye karar verildi.

Önceki konunun devamı gibi olduğundan şimdi yukarıda ismi geçen yazılımın Xubuntu 18.04 LTS sürümü üzerinde nasıl kolayca kurulabileceği açıklanacak. PyAero tamamen Python3 ile yazıldığı için derlenmeden kullanılacak ama yine de grafik-arayüz bağımlılıkları sebebiyle çalıştırabilmek için bâzı hassas ve dikkât edilmesi gerekli noktalar mevcut.

Ubuntu 18.04 dağıtımı üzerinde iki farklı Python sürümü bulunuyor; 2.7.17 ve 3.6.9 ve ilki öntanımlı Python fakat öntanımlı olanı ihtiyaç hâlinde değiştirebilmek de mümkün. Bununla birlikte şimdilik bu gerekli değil.

Önce gerekli yazılımları (ve bağımlılarını) kuralım:

♦ uçbirim:
sudo apt install python3-pip python3-scipy git

Devamını oku...
 
Derleme: SU2 v7
Salı, 21 Ocak 2020

İki ay kadar önce açık-kaynak camiasının önemli Hesaplamalı Akışkan Dinamiği yazılımlarından SU2'nin 7.0 sürümü yayınlandı. Önceki ana sürüm için çoklu-işlemci desteği ile yazılımın nasıl derleneceği geçmişte [1] ele alınmıştı. Bununla birlikte yeni sürüm ile birlikte meson adlı yeni bir derleme altyapısına geçildiği için aynı konuyu tekrar ele almakta fayda olabilir çünkü hazırlanmakta olan birtakım içerikler ile birlikte SU2 kullanılarak gerekli çözümlerin nasıl elde edilebileceğine yönelik uygulamalı örnekler verilmesi de düşünüldüğünden bu durum bâzı ziyaretçilerin işlerini kolaylaştırabilir.

Şimdi bir Xubuntu 18.04 LTS sürümü üzerinde SU2 v7.0'ın çoklu-işlemci desteği ile nasıl kolay bir şekilde derlenerek kurulacağından bahsedilecek. Benzer bir derleme buradaki temel ayrıntılar göz önüne alındığında bütün farklı GNU/Linux dağıtımalarına da kolayca uyarlanabilir. Başlangıç olarak sistemde Python3'ün kurulu ve ayarlı olması yeterli.

Önce gerekli yazılımları (ve bağımlılarını) kuralım:

♦ uçbirim:
sudo apt install g++ python3-dev python3-setuptools libopenmpi-dev openmpi-bin python-numpy python-scipy python-mpi4py libopenblas-dev git swig

Güncel kaynak kodunu indirelim:

♦ uçbirim:
git clone https://github.com/su2code/SU2

Meson aracı ile yapılandırmayı gerçekleştirelim. İhtiyaca göre yapılandırma ayarları değiştirilebilir, ayrıntılar ve muhtemele seçenekler [2] üzerinde görülebilir. Burada tercih edilen ayarlara göre:

♦ uçbirim:
./meson.py build -Denable-autodiff=true -Denable-directdiff=true -Denable-openblas=true --prefix=/opt/SU2v7

Burada mesela ilk safhada kurduğumuz openBLAS doğrusal cebir kütüphanesinin desteğini açtık ki akış-yapı etkileşimi çözümleri için gerekli ve ayrıca yazılımın /opt dizini içine kurulmasını istedik vs. Olağan şartlarda bu işlem sonucunda aşağıdaki gibi bir uçbirim görüntüsü ile karşılaşmak gerekli.

SU2 v7.0 derlenmesi esnasında meson sonucu

Resim.1) SU2 v7'nin derlenmesi esnasında ilk safhada karşılaşılacak olan meson aracının uçbirim sonuç görüntüsü.

Yapılandırma tamamlandığına göre ninja aracı ile derleme ve akabinde kurulum başlatılabilir:

♦ uçbirim:
sudo ./ninja -C build install

[Resim.1] üzerinde de görüldüğü üzere ortam değişkenlerinin ayarlanması ve SU2'nin her yerden çalıştırılabilmesi için kök kullanıcı dizini içindeki .bashrc dosyasının sonuna ayarlama sonucunda beyan edilen dört satırın eklenmesi gereklidir.

İşlem tamam. Şimdi tek yapılması gereken herşeyin yolunda olduğundan emin olabilmek için başlangıçta indirdiğimiz kaynak kodu dizininde bulunan quickstart içindeki numune deneme dosyasını, mesela iki işlemci (çekirdeği) ile çözülecek şekilde çalıştırmak:

♦ uçbirim:
mpirun -n 2 SU2_CFD inv_NACA0012.cfg

Güle güle kullanın!

♦ Kaynaklar

1. SU2 v6.x derleme - http://uskudar.biz/ihbarname/emare/su2_v6-0-0_yayınlandı.html
2. SU2 derleme bilgileri - https://su2code.github.io/docs_v7/Build-SU2-Linux-MacOS/
 
Tirin Tirin Kaptan
Pazar, 19 Ocak 2020

Deniz araçlarının manyetik izlerinin azaltılması ihtiyacı, manyetik tapalı mayın ve torpillerin ortaya çıkması sebebiyle ilk kez İkinci Dünya Savaşı döneminde önem kazanmıştı. Manyetik izin bastırılması çalışmalarını iki temel başlığa indirgemek gerekirse geliştirilme tarihlerinin sırasına göre pasif ve aktif olarak bir ayrım yapılabilir. Bu konuya temel bir giriş yapma ihtiyacı duyanların kaynak [1] ile başlayıp ilerlemesi uygun olabilir çünkü burada aynı konulardan tekrar bahsedilmeyecektir.

Eylül 1939 ile Ocak 1940 arasında ingilizler Manş Denizi bölgesinde zemin mayınları ile 44 gemi kaybedince bu durumun yeni bir alman icadı olan manyetik tapa sebebiyle gerçekleşmiş olabileceğinden şüphelendiler ve bir mayını patlamadan ele geçirdikten sonra da bu şüphelerinde haklı olduklarını anladılar. Söz konusu mayın üzerindeki manyetik tapanın yeteneklerinin incelenmesinden sonra da gemiler için manyetik iz bastırma teknolojisinin temellerini attılar ve aynı zamanda bu bilgiyi ABD ile de paylaştılar.

Devamını oku...
 
Anzilha
Çarşamba, 15 Ocak 2020

2000'lere gelindiğinde mevcut büyük ihtiyaç sebebiyle, İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi tarafından üst seviye deneylerin gerçekleştirilmesine yönelik olarak, büyük ve gelişmiş yeni bir kavitasyon tüneline yönelik ilk fikirler ortaya kondu ve hazırlanan projenin Savunma Sanayii Müsteşarlığına sunulmasıyla "Türk Savaş Gemilerinin Hidroakustik Özelliklerinin İyileştirilmesi"ne yönelik KAvitasyon Tüneli ve MANevra deney SİStemi ya da kısa adıyla KATMANSİS çalışmasının temeli atılmış oldu.

Yeni İTÜ Kavitasyon Tüneli

Resim.1) İnşa edilmekte olan yeni İTÜ Kavitasyon Tünelinin 3B modeli.


Kavitasyon hâdisesinin anlaşılmaya başlanması yönündeki ilk adımlar 19.yüzyılın son yıllarında İngiltere'de atılmıştı ve 1895'de Charles Parsons tarafından imâl edilip kullanılmaya başlanan ilk kavitasyon tüneli tarihî bir dönüm noktası oldu. Parsons'un tüneli günümüzdeki tünellerin hemen bütün temel kavramlarına sahipti.

Devamını oku...
 
Birkaç Dolar İçin
Pazartesi, 13 Ocak 2020

25 Haziran 1960'da William H. Martin ve Bernon F. Mitchell adlı iki kişi ABD-Meksika sınırını geçerek güneye indikten sonra Küba'ya sıçrayıp Havana'ya seyahat ettiler ve oradan da bir Rus yük gemisiyle Sovyetler Birliğine ulaştılar. 6 Eylül 1960 itibârı ile gerçekleşen bir basın toplantısıyla da sığınma ve vatandaşlık talebinde bulunduklarını açıkladılar. Bu hâdise ABD'de ciddi bir çalkantıya sebep oldu çünkü Martin ve Mitchell, ABD istihbaratının önemli organlarından NSA'nın "Division D" adlı biriminde çalışan şifreleme uzmanı iki matematikçiydi. Konunun devamı ile alâkalı çeşitli ilgi çekici noktalar olsa da bizi doğrudan ilgilendirdiği için sadece birinden burada bahsedilecek.

Lâfı daha fazla uzatmadan sadede gelirsek, yukarıdaki hâdisenin tetiklediği olaylar vesilesiyle ortaya çıktığı üzere; şifre istihbaratı konusunda çalışan Division D, teknolojiyi yoğun olarak kullanmanın yanında geleneksel casusluk yöntemlerine de sıklıkla başvurmaktaymış ve örneğin Türkiye Cumhuriyeti Vaşington Büyükelçiğinin, ülke ile haberleşmede kullandığı şifreyi kırabilmek için elçiliğin Şifre Kâtibine biraz arpa vermeleri yeterli olmuş! Çeşitli kaynaklara göre verilen rüşvet 5bin $ ki bugünkü karşılığıyla 45-50bin dolar kadar ediyor... Bu bilgi ile Türk kamuoyunun (geniş anlamda) tanışması ise hatırladığım kadarıyla [2] ve [3] yoluyla gerçekleşmişti. Olayın zamanlama itibârı ile 1960 darbesinden biraz önce meydana gelmiş olması da ayrıca dikkât çekici denilebilir.

Bu arada Kore Savaşından sonra Türk toprakları üzerinde kurulmaya başlanan ve NSA tarafından işletilen dinleme tesisleri; Trabzon, Samsun, Diyarbakır, Ankara, Sinop, Anadolu Kavağı ve hepsinin merkezi, zamanında dünyanın en büyük sinyal istihbaratı istasyonu olan Karamürsel üzerinden, söylenen hedef olan Sovyetler Birliği yanında Türkiye'nin bütün dâhili şifreli haberleşmesi de bizzat ülkenin içinden dinlemekteydi.[1]

Aslına bakılırsa bu girişin sebebi hâlen başarıyla ilerlemekte olan ilk milli gemisavar güdümlü mermi projesi Atmaca ile bağlantılı ama aynı açı diğer bâzı askeri projeleri de bir şekilde ilgilendiriyor olabilir. Geçtiğimiz sonbaharda projenin durumu ile alâkalı olarak gerçekleştirilen resmî açıklamada önemli bilgiler verildi ve işte oradaki son cümle şimdi buraya konu olacak:

"...Veri linki kabiliyeti, ATMACA'ya hedef güncelleme, tekrar saldırma, görev sonlandırma özellikleri kazandırır."

İşte bu cümleyi okuduğumda hemen ilk aklıma gelen, biraz yukarıda bahsi geçen bu elçilik hâdisesi oldu. Ülkenin şartları düşünüldüğünde, Atmaca veya benzer bir silah üzerinde veri bağı yoluyla "görev sonlandırma" yeteneğinin mevcut olmasının hiç de iyi bir fikir olmadığı rahatlıkla iddia edilebilir ki belki kağıt üzerinde faydalı bir özellik gibi görünebilecek olsa da bu yetenek Atmaca'nın en büyük zaafı hâline de dönüşebilir. Doğru noktaya yerleştirilmiş tek bir hain bile böyle bir açığın istismar edilmesiyle, silahın gerçek savaş şartlarındaki başarı ihtimâlini tamamen yok edebilir, tıpkı elçilikteki mâlûm görevli gibi. Ve böyle bir ihâneti gönüllü olarak yapmaya dâima hazır; pensilvanya şeytanları ve onlardan bile daha tehlikeli olan ağa babaları ve dahi hepsinin iplerini tutanlardan vs. oluşan milyonlarca kişi aramızda yaşamakta iken...

♦ Kaynaklar

1. The Ties That Bind, 1985, Desmond Ball, Jeffrey T. Richelson
2. Body of Secret, 2001, James Bamford
3. The Wizards of Langley, 2002, Jefferey T. Richelson
4. Turkey's Intelligence Community in Changing Times, 2005, Stéphane Lefebvre
 
Her Yol Roma'ya Çıkar
Salı, 07 Ocak 2020

Alman elektronik mühendisi Max Otto Kramer 1926'da Münih Teknik Üniversitesinden mezun olduktan sonra 1931'de Aachen'de Havacılık alanında doktorasını tamamladı. 1930'ların sonlarına gelindiğinde ise genç yaşına rağmen artık aerodinamik sahasında ülkenin en yetkin mühendisleri arasında kabûl ediliyordu. Kramer bütün "gerçek" mühendislerde ve bilimadamlarında gözlemlenebileceği üzere çok geniş bir ilgi alanına sahipti ve çoklu-disiplinli çalışmalar gerçekleştiriyordu; otomobillerden, pervane gürültüsüne, planörlerden, özel maksatlı denizaltı gövde kaplamalarına, dümensuyu güdümünden, füzelere...

Uçaklarda kullanılan iniş flapları gibi çeşitli icadları ve patentleri olan doktor Kramer'in çalışmalarıyla benim ilk temasım ise henüz çocukken okuduğum bir makâle vesilesiyle olmuştu. Bahsi geçen biyotaklit temelli bu özgün çalışma, yunus derisinden esinlenerek, laminar akışın sürekliliğinin sağlanabilmesine imkân vereceği iddia edilen bir özel kaplama geliştirilmesine dayanmaktaydı. Aslında bu doğrultuda uzun yıllardır sitede ele alınması düşünülen "sınır tabaka kararlılığının sönüm yoluyla sağlanabilmesi" konusuna bir türlü sıra gelmediği gibi şimdiki içerik de tamamen başka bir alana kayacağı için mecburen bu güzel konuyu yine atlıyoruz :)

Littorio Sınıfı İtalyan Savaş Gemisi Roma

Resim.1) Littorio sınıfı italyan zırhlısı Roma'nın Curcuna Boyası ile sancak kemereden görünüşü, 1943.

Devamını oku...
 
Tasarım ve Zihniyet
Pazar, 05 Ocak 2020

Bir kavram olarak "Tasarım Anlayışı", etkileşime girdiğimiz hemen her türlü insan yapımı nesnenin niteliklerini belirleyen en önemli değişkendir; ürün ister bir kalem olsun, ister bir yazılım, isterse buradaki temel konuyu oluşturacak olan gibi bir savaş gemisi.

Bu kavram aynı zamanda tasarımı üreten kişilerin ve/veya milletlerin kültürlerini, altyapılarını, tecrübelerini, birikimleri, dünya algılarını, bakış açılarını, niyetlerini, ruh hâllerini vesaire açıkça ortaya koyan önemli ayrıntıları ve işaretleri de içinde barındırmaktadır.

Malvinas'da Arjantin tarafından batırılan ingiliz Sheffield Muhribi

Resim.1) Malvinas çatışmasında Arjantin Hava Kuvvetleri tarafından tek Exocet ile batırılan Tip 42 sınıfı ingiliz Sheffield hafif muhribinin isabet sonrası görüntülerinden biri, 1982.
Arjantin'in elinde de aynı sınıftan gemiler olduğu için ingilizler harekât bölgesine gelmeden önce bazı çizgiler ekleyerek kendi gemilerini görsel olarak Arjantin gemilerinden ayırmaya çalıştılar. Bu çizgilerden ikisi bu resimde vasatta suhattının hemen üzerinden başlayarak bacanın tepesine çıkan dikey ve baca üzerinde onu kesen yatay bir çizgi olarak gözüküyor. Biz bu kolay ama etkin uygulamayı yapmadığımız veya umursamadığımız için 1974'de kendi gemimizi batırmak zorunda kaldık!

Devamını oku...
 
Gökhisar
Çarşamba, 01 Ocak 2020

Donanmanın, hava savunması açısından içinde bulunduğu ve bugün için son derece sıkıntılı olarak nitelendirilebilecek mevcut vaziyet vesaire hakkında olacak bu yazı. Bununla birlikte bâzı açılardan düşünüldüğünde bu hâle düşmemize sebep olan gelişmeler silsilesinin aynı zamanda iyi taraflarının da olduğu ve eğer şimdi akıllıca hareket edilirse, durumun kısa süre içinde ve bize üstünlük sağlayabilecek şekilde lehimize çevrilebilmesinin de mümkün olabileceği ifâde edilebilir.

Farkındayım, yukarıdaki giriş devrik olması bir yana biraz garip, çelişkili ve anlaşılmaz görünüyor. En iyisi bu görüşe biraz açıklık getirmeye çalışalım. Kerteriz noktamız (dördüncü) MİLGEM prejesinin başlangıcı olsun. Çok uzun bir mücadele sonucundan gerçekleştirilmesi mümkün olabilen ilk gemi olan TCG Heybeliada, Donanmanın yakın tarihi açısından çok önemli bir mânevî dönüm noktasıydı.

Devamını oku...
 
Doğru Akış / Eğri Cisim
Pazar, 29 Aralık 2019

İleri Hareket ve Dönüş Şartlarında Cisim Etrafındaki Akış Hatları

Uzun zamandır ele alınmak için sırasını beklemekte olan "sürekli dönüş" mevzusuna nihâyet kısa bir süre önce ilk adım atılarak hafif bir giriş yapılmıştı. Şimdi bu ikinci bölümde dar ve özel bir açıdan, gemi mühendisliği uygulamaları için son derece önemli bu konuya devam edilecek. Umulur ki yakın zaman içinde, tâkip edecek diğer ilgili yazılar da tamamlanabilir...

Devamını oku...
 
TSS: Türk Seyrüsefer Sistemi
Çarşamba, 25 Aralık 2019

Askeri harekâtların etkinliği açısından en önde gelen ihtiyaçların başında hassas seyrüsefer yetenekleri gelmektedir. Bu konu muhtelif bileşenlerin bütününden oluşan çok boyutlu bir yapıya sahip olduğu için söz konusu bileşenlerin ayrı ayrı ele alınması meselenin daha kolay anlaşılabilmesine yardımcı olabilir.

Herhangi bir zamanda Galileo Küresel Konumlama Sistemi Uydularının Yerleşimi

Daha önce denizaltılar bağlamında kısaca değerlendirilen Atâlet Seyrüseferi hakkındaki ilk yazı ile de zâten konuya bir giriş yapılmıştı. Geliştirme tarihlerinin sırası göz önüne alındığında, bizim açımızdan da hâlen bir diğer önemli ihtiyaç olan Radyo Seyrüseferi konusu ile ilerlemek gerekmekle birlikte şimdilik bu husus sonraki bir zamana bırakılarak, doğrudan Uydu Seyrüseferi'ne atlanacak.

Devamını oku...
 
Kali
Pazartesi, 23 Aralık 2019

Kali Linux Logo2006'da alınan emektar dizüstü bilgisayarım geçen zaman içinde denizde, karada ve havada muhtemelen yanımda birkaç yüzbin km yol yaptıktan sonra, iki sene kadar önce bir nevî mecburî emekliliğe ayrılmıştı. Aslında bunun temel sebebi arızalanması değil ama o dönem kullanılmaya başlanan 4.x Linux çekirdeklerinden kaynaklandığını düşündüğüm garip bir sorun sebebiyle, Radeon X1700 ekran kartının sürücüsünü, oldukça uğraşmama rağmen bir türlü düzgün çalışır hâle getirememiş olmamdı. Temel sorun; rastgele gibi görünen bir dağılım ve zamanlamayla, mevcut çözünürlük değiştirilene kadar ekranın aniden titremeye başlamasıydı, önceki çekirdeklerde ise böyle bir sorunu mevcut değildi.

Devamını oku...
 
Reynolds
Cumartesi, 21 Aralık 2019

Akışkanlarla çalışırken birtakım boyutsuz katsayılarla karşılaşılır ki bunların başında "Reynolds Sayısı" gelmektedir. Akışkan mekaniği alanında bâzı çok önemli katkılar sağlamış olan, 1842 Belfast (İrlanda) doğumlu İngiliz mühendis Osborne Reynolds'ın ismiyle anılan bu kavram ile devamlı olarak temas etmek kaçınılmazdır.

Reynolds'ın ilk çalışmaları manyetizma ve elektrik üzerineydi, bununla birlikte kısa bir süre sonra hidrolik ve hidrodinamik konularına yoğunlaştı, ayrıca güneşin ve kuyruklu yıldızların elektromanyetik özellikleri ve nehirlerdeki gel-git hareketleri konularıyla da ilgilenmiştir.

Deneyleri hakkında, Osborne Reynolds'a ait bir çizim

Resim.1) Osborne Reynolds'ın, 1870'lerde akışkanların laminer ve türbülanslı davranışlarını incelemek üzere kurduğu deney düzeneğinde [Resim.2] elde ettiği sonuçları değerlendirdiği meşhur makâlesinde [3] kullandığı çizimlerden biri.

Devamını oku...
 
Şükrü Bey
Pazar, 15 Aralık 2019

Gerek suüstü gerekse sualtı denizaraçları için dönüş manevraları son derece önemli hidromekanik oluşumları tetiklediği için dikkâlice incelenmesi gereken müstakil bir çalışma alanı meydana getirmektedir. Söz konusu oluşumlar türbülanslı dümensuyu yapılarından, akış-yapı etkişemine kadar çeşitli inceleme sahalarının bir bütününden oluşmaktadır denilebilir.

Bu yazı ile birlikte başlamak üzere "sürekli dönüş" bağlamında ve konuya ilgi duyması muhtemel kişilere yönelik, mevzunun kısaca ve temel olarak tanıtılması doğrultusundaki bir dizi içerik vasıtasıyla, çeşitli açılardan ele alınması düşünülmektedir.

Vidyo.1) Konuya bir örnek olması açısından; açık-kaynaklı DNS çözücüsü GFS (Gerris / Gnu Flow Solver) ile çok alçak Re koşulunda NACA0012 kesiti için 1-1/4 dönüş süresince hesaplanan bir 2B çalışmanın canlandırması.

Devamını oku...
 
Ya Zinaya, Ya Binaya
Pazar, 15 Aralık 2019

Bu kez geçici olarak, kısa bir süreliğine de olsa karaya çıkalım. İlk bakışta, eski bir makâleden [1] yapılacak uzunca bir alıntı ağırlıklı olarak ilerleyecek bu konunun, sitenin genel içeriği ile hiçbir alâkası olmadığı düşünülebilir. Doğrusu biraz daha dikkâtli bakılırsa, meselenin o kadar da ilgisiz olmadığı, hatta içinde bulunduğumuz genel vaziyet üzerinde, her ne kadar burada pek değinilmeyecek olsa da çok büyük bir etkisi olduğu sonucuna varabilmek de pekâlâ mümkündür.

Hemen alıntıya geçeceğiz ama bu arada "Milli İdealimiz Apartman Yaptırmak Mıdır?" başlığına sahip söz konusu yazının 1941 tarihli olduğunu iyice vurgulamak yerinde olur zîra bu ayrıntı bile başlı başına önemlidir, başlayalım:

Yaftalar:
Devamını oku...
 
Luzûciyet veya Kıvamlılık ya da ...
Cuma, 13 Aralık 2019

Luzûciyet veya Kıvamlılık olarak adlandırılan ama günümüzde hâkimiyeti tamamen ele geçirmiş durumdaki yeni kurbağa dilinde söylenişiyle artık Viskozite olarak ifâde edilen değişken, çoğunuzun zâten bildiği üzere akışkan mekaniğinin temel kavramlarının en başında gelmektedir. Kelimeler üzerinden sürdürülegelen bu derin savaşın işâret ettiği gerçeklikler ise dikkat edilmesi gereken pek çok ayrıntıyı da içinde barındırmaktadır. Bilim ve fikir üretmekten aciz olan ve bu sahalarda hiçbir iddiaları da olmayan insan toplukları, bu gerçeği toplumlarından (ve belki kendilerinden de) gizleyebilme güdüsüyle bu tür ayak oyunlarını büyük bir istikrarla asırladır sürdürmektedir ki arpalık düzeni tıkır tıkır işleyebilsin, öyle değil mi?

Luzûciyet veya Kıvamlılık - Newton deney düzeneği

Devamını oku...
 
Girdap Yolu
Pazartesi, 25 Kasım 2019

Gerris akış çözücüsü ile Re 100 için hesaplanan von Karman girdap yolu

1911 itibârı ile yayınlanan "Sıvı İçinde Hareket Eden Bir Cismin Mâruz Kaldığı Direnç Mekanizması" olarak tercüme edilebilecek başlığa sahip almanca makâle [1] ile birlikte "Girdap Dökülmesi" hâdisesinin ilk kez bilimsel olarak ortaya konduğu kabûl edilmektedir ki söz konusu çalışmayı geçekleştiren kişi olan Macar makina mühendisi Theodore von Kármán'ın isminden hareketle daha sonra von Kármán Girdap Yolu olarak adlandırılan ve cisim dümensuyunda ortaya çıkan bu çok önemli akış oluşumunun, günümüze kadar süren incelenme macerası da böylece başlamıştır.

Uygulamalı mühendislik açısından; memeli bıyıkları etrafındaki çok alçak Re akıştan, bir yusufçuğun kanatları etrafındaki akışkan davranışlarına ya da hipersonik yenidengiriş araçlarından, küresel ölçekteki büyük hava hareketlerine [Resim.3] kadar son derece geniş bir kapsama sahip çok çeşitli çalışma sahaları, girdap dökülmelerinin dikkâtlice incelenmesini gerektirmektedir.

Devamını oku...
 
İlk Yedi Milisaniye
Pazar, 17 Kasım 2019

İnsanlık tarihinin bütünü düşünüldüğünde en eski ve en köklü mühendislik alanlarının başında Gemi Mühendisliğinin geldiği söylenebilir. Pîri, Hz. Nuh Aleyhisselam olan bu meslek sayesindedir ki insanoğlu zorlu ve uzun bir süreç sonunda dünyanın tamamına yayılabilmiş ve kimi kavimler gemilerinin sağladığı güç ile günümüzde de geçerli olduğu üzere, çok geniş coğrafyalarda hâkimiyetler kurabilmiştir. Tabiatı gereği, her zaman olduğu gibi bugün de en geniş ölçekte çoklu-disiplin gerektiren meslek de budur ve bu mesleğe gönül verenleri derinlerde etkileyen ve yönlendiren şey ise genellikle sâhip olduğu bu nâdide niteliğidir.

Söylenegeldiği üzere fî tarihinde Aristo insanları üç temel türe ayırmış:

  1. Yaşayanlar
  2. Ölüler
  3. Denizdekiler

Doğrusu oldukça ilginç bir değerlendirme. Bunun tam olarak ne anlama geldiğini ise ancak denizciler kavrayabileceği için karadaki insanlar açısından mânasız bir tasnif olarak algılanması ve anlaşılamayacak olması da doğaldır.

Devamını oku...
 
Kimi Tatlı Peşinde Kiminse Tuzu Yok
Pazartesi, 11 Kasım 2019

$$ \Large G^{j}_{i} = -(8\pi G/c^{4})(T^{j}_{i} + t^{j}_{i}) $$

Hayat, istisnâsız her birimiz için asla kestirilemez, öngürülemez, akıl sır erdirilemez bir olaylar silsilesi değil midir? Buna inansa da inanmasa da istese de istemese de kabûl etse de etmese de tam olarak böyle olduğunun da herkes bal gibi farkındadır.

Her insan ayrı bir âlem, ayrı bir hikâyedir ama yine de bâzılarının hikâyeleri daha da bir acayip gibidir, belki ibret almamız için belki de asla bilemeyeceğimiz ve anlayamayacağımız başka hikmetler sebebiyle... Artık sadede gelirsek şimdi Anadolu'nun bağrından küçük(!) bir çobanın hikâyesi sahne alacak.

Doğrusu bu mesele kabaca son bir senedir internet âlemine, zaman zaman son derece aşırıya kaçacak kadar yanlış yorumlamalarla, yayılmış durumdaydı. Şimdi aynı dümensiz kayığa bi' de biz atlayalım, bakalım akıntı nereye sürükleyecek...

Devamını oku...
 
Gâh Düşünür Otururum
Cumartesi, 09 Kasım 2019

Okunuşu "Sistema Obnarujenia Kilvaternovo Sleda" gibi olduğundan, Batı kaynaklarında okunduğu gibi yazılmak sûretiyle SOKS kısaltmasıyla ifâde edilen bir Sovyet icâdı olan COKC, Türkçeye ise "Dümensuyu Tespit Sistemi" (DSTS) olarak tercüme edilebilir. Bu konuya hızlıca bir giriş yapmak isteyenler ise kaynak [1] ile başlayabilir...

COKC donanımlarını tek bir yönteme bağlı olarak çalışan bir cihaz değil de farklı yöntemlerin bir arada kullanıldığı bileşik bir (akustik olmayan) algılama sistemi olarak kabûl etmek mümkün görünmektedir. Mesela Rus Donanması tarafından yakın zamanda kapsamlı bir yarı ömür yenilemesinden sonra tekrar hizmete alınan Proje 945 sınıfı denizaltılar üzerinde diğer yöntemlerle çalışanlar yanında radyoaktif iz algılamaya yönelik ilâve bir bileşenin daha mevcut olduğu yönünde rivâyetler mevcuttur.

Devamını oku...
 
BaşlangıçÖnceki 1 2 3 4 5 6 7 8 SonrakiSon

Telif Hakkı © 1997-2021 [uskudar.biz]
- sürüm 6.0.0 - Bütün Hakları Saklıdır.
Kullanım şartları için tıklayın!