Kemere

Bir Sahte Dervişin Orta Asya Gezisi
Çarşamba, 03 Haziran 2020

Bir Sahte Dervişin Orta Asya GezisiHile ve aldatma yolunda tam bir üstad-ı âzam olan ve bu görevini yerine getirebilmesi için de özel bâzı yeteneklerle donatılmış olarak Dünya'ya gönderilen bir mahlûk tarafından yazılan ve hemen sağda kapağı görülebilen bir kitabı, ülkemizde pek tanınmadığı için kısaca ele almak iyi bir fikir gibi gözüktü.

Arminius Vâmbéry adıyla tanınan, Macaristan kökenli bir yahudi olan şahsın özel bir maksatla 19.yüzyılın sonlarında Orta Asya'ya sızmak için gerçekleştirdiği seyahat hakkında, kendinden önce defalarca Batılı casuslar tarafından denenen ve hiçbirinin başarılı olamadığı bu harekâtı gerçekleştirebilen bu ilk kişinin, yazdığı bu kitap son derece şaşırtıcı, acayip ve de ibretlik ayrıntıları içinde barındırmasıyla dikkât çekmektedir.

Vâmbéry bir süre İstanbul'da yaşayıp şaşırtıcı bir çevre edindikten sonra Hacı Reşid adıyla sahte bir İstanbullu Türk kimliğine bürünerek asıl hedefi olan Orta Asya'ya doğru 1862'de İstanbul'dan yola çıktı... Bir numune teşkil etmesi açısından kitaptan üç beş satır da alıntı yapılırsa:

"Ertesi gün sağanaklı bir havada yola çıktık. Bir gün sonra, akşam üstü, Diyadin hudut kasabasına vardık. Gece için yatacak bir yer sağlamak maksadıyla, sağa sola sorarak nihayet Kadı'nın evini bulduğumuz zaman, orada kapalı ambarın bir köşesinde Amerikalı bir papazın, karısı, kardeşi ve çocuklarıyla oturmakta olduğunu gördüm. Yıllarca İran'da Urumiye'de bulunmuş, şimdi ise Filadelfiya'ya dönüyormuş. Urumiye... Filadelfiya! Ne uzun mesafe! Fakat misyonerlerin gözünde uzaklık, mesafe diye bir şey yoktur."

"Bu pejmürde giysiler içindeki Tatarlardan birisinin odama gelmesine çok memnun oluyordum... Onlar ise benim amacımı bilmediklerinden, kendileriyle görüşme ve konuşmaya gösterdiğim ilgi ve isteği bir art niyete bağlamıyor, hasbi olduğunu sanıyor ve bu nedenle, benim böyle alçak gönüllü oluşuma, ilgi gösterişime, doğal olarak memnun oluyor, hayret ediyorlardı."

"Daha önce de söylediğim gibi, ortak tanıdıklara dayanarak epeyce fırıldak çevirebileceğime bir kere daha emin oldum... Amacım, bir tarikata mensup olduğumu ve bu yolculuğu şeyhimin emriyle yaptığımı ima etmekti."

Arminius Vâmbéry tarafından Orta Asya seyahatinde izlenen güzergâh

Resim.1) Arminius Vâmbéry tarafından Orta Asya seyahatinde izlenen güzergâh.

"Başımdaki kocaman sarıkla boynuma astığım büyük boy Kur'an-Kerim bana bir şeyh görüntüsü kazandırdığından, bu tür zahmetlere katlanmak zorundaydım... bu şeyhlik niteliği ve giysisi beni dünyaya ilişkin soru ve cevaplardan kurtarıyor, bu tür şeyler yalnızca arkadaşlarıma soruluyordu."

"Ne ki hühümeti aldatmak, halkı aldatmak kadar kolay değildi."

"Onlara 'Ben sırf cehennemli Avrupalılardan kurtulmak için İstanbul'u terk ettim. Şimdi hamd olsun, Buhara-yı Şerif'te kendi âlemimde tatlı bir hayat sürüyorum...' diyordum."

"Bu tartışmalar sırasında, fırsat buldukça, Buhara bilginlerine övgüler yağdırdım. Onları yalnız kendime değil, bütün İstanbul bilginlerine yeğlediğimi söyledim. Çünkü amacım, hile ve yaltaklanmalarla, kendimi, bu dinsel konulardaki tartışmalardan bir tehlikeye uğramadan kurtarmaktı. "

"Bunlara Arapça ve Farsça hikâyeler ve Kur'an âyetleriyle süslediğim cevaplar verdim..."

Kendi ifâdelerine göre Vâmbéry Orta Asya'nın Batılılar tarafından henüz nüfûz edilemeyen bölgeleri hakkında topladığı bütün verileri dönüşte ingilizlere sundu ve bu müthiş başarısı sayesinde ingiliz istihbaratının hizmetine girdi. Sonraki yıllarda, son derece dikkâtli ve şüpheci Sultan 2.Abdülhamid'e bile İslam âlimi(!) kimliğini yutturmayı başaracaktı. Müslümanların nasıl ve hangi yöntemlerle en etkili şekilde kandırılabileceğini uygulamalı olarak gösteren Vâmbéry, Batılılara bu yönde yepyeni ufuklar(!) açtı. Bu adamı tanımadan fetö ve benzeri oluşumların kökü hakkında yeterli bir kavramaya sahip olabilmek çok zordur...

Fakat zamanla boynuz kulağı geçecekti, onun açtığı yoldan yürüyen mânevî talebeleri, bugün etkileri devam etmekte olan çok büyük fitneler çıkardılar, öyle ki bu ikinci dalganın uygulayıcıları, günümüzde Türkiye dahil bütün İslam coğrafyasında basılıp dağıtılmakta olan Kuran-ı Kerim tesfirleri dahi yazıp, sapık fikirlerini yaymayı başardılar. Eğer aynı delikteki yılan tarafından devamlı olarak ısırılıp duruyorsak hem iğneyi hem de çuvaldızı kendimize batırmak zorundayız.

 
Altın Coşkusu
Pazar, 31 Mayıs 2020

İyi, Kötü, Çirkin

Çekirdeğinde 79 proton ve 118 nötron bulunan, ~1.064°C'de eriyen ve özgül ağırlığı son derece yüksek (19,28) bir metal olan Altın, tahminlere göre keşfedildiği zaman dilimi olan M.Ö. 3000'lerden sonra giderek insanlığı etkisine almaya başladı ki bu etki günümüzde de hâlen sürmektedir. Doğrusu Altın'a insanoğlu tarafından atfedilen değer herkes tarafından doğal karşılanmakla birlikte aslında gâyet yapay ve garip bir olgu değil midir?

Bununla birlikte burada konuya Altın'ın dâhil olması fizikî değil de rûhî etkisi sebebiyledir. Asıl mevzu ise başka birkaç element ile bağlantılıdır ki bunları; Demir, Karbon, Krom, Nikel, Mangan ve Azot olarak sıralayabiliriz.

Devamını oku...
 
Azorludan Hâllice
Cuma, 29 Mayıs 2020

Geçtiğimiz Mart'ın başı gibi olsa gerek bir akşam vakti, Türkiye'nin köklü, güçlü ve "gerçekten milli" nâdir ağır sanayicilerinden bir dostumla Kuzguncuk sırtlarındaki bir noktaya vâsıl olup gelecek diğer arkadaşları beklemeye başladık. Bu esnada bir yandan da sohbet etmekteyken şöyle bir soru soruverdi: SpaceX diye bi şey var ya, bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Doğrusu o âna kadar bu mevzu üzerinde hiç düşünmemiş olmama rağmen saniyeler içinde aklıma tamamen başka birşey düştü, hayır karpuz kabuğu değil ;) Project Azorian. Evet ilk bakışta bu bambaşka bir konuydu ama tamamen alâkasız mıydı?

Sun Tzu tarafından M.Ö. 6.yüzyıl'da yazılan meşhur Savaş Sanatı adlı esere yakın tarih boyunca anglo-amerikan ekseni tarafından büyük değer verildiği gibi bu kitaptaki görüşler de söz konusu güç tarafından dünya çapında yoğun ve etkin olarak tatbik edildi ve ediliyor. Bu Çinli yazarın Savaşlar Aldatma Üzerine Kuruludur söylemi temeline bina edilen ve hemen yukarıda adı geçen Project Azorian yâni Azorlu Projesi de yakın tarihin pahalı ve başarılı aldatma harekâtlarından biri olarak kabûl edilebilir. Günümüzde bu konuyla ilgili pek çok resmi belgeye dahi kolayca ulaşılabildiği için fazla ayrıntıya girilmeden meseleye kısaca değinilecek.

Devamını oku...
 
Kafadanbacak
Perşembe, 23 Nisan 2020

Son zamanlarda çeşitli açılardan manyetizma olgusu ile doğrudan alâkalı birkaç konuyu ele alınca, aynı yönde ilerlemeye devam etmek de ister istemez uygun gibi göründü. Öyleyse şimdi mevzunun Denizaltı Savunma Harbi (DSH) boyutu ve önümüzdeki dönemde bu alanda yaşanması beklenen bâzı gelişmelerin muhtemel etkileri bağlamında üç beş cümle daha sarf edilebilirdi.

Hemen aşağıdaki manyetizma yaftası üzerinden birkaçına ulaşabileceğiniz üzere, aslında son derece kapsamlı olan bu konunun, sâdece bizim ilgi alanımıza giren bölümleri bile oldukça geniş bir çerçeveye sahiptir; gemilerin ve denizaltılarının manyetik izlerinin azaltılmasından, sualtı silahlarının tapalarına kadar...

Kalamar

Devamını oku...
 
Temas ve Yakınlık
Cumartesi, 11 Nisan 2020

Kısa bir süre önce gemisavar güdümlü mermiler açısından tapa adı verilen harpbaşlığı bileşeninin önemine vurgu yapan bir konu kısaca ele alınmaya çalışılmıştı. Bir füze için olduğu kadar bir torpil için de bütün tasarımdaki en önemli bileşenin yine tapa olması dolayısıyla, şimdi biraz da suyun altına inmek gerekli oldu.

İlk geliştirilen torpillerden itibâren silah üzerinde taşınan harpbaşlığının ateşlenerek hedefin tahrip edilebilmesi işinin sorumlusu; atâlet (temas) ile çalışan tapalar olmuştur. İlerleyen zaman ile birlikte silah teknolojisinin gelişmesine bağlı olarak, daha etkin torpil tapalarının geliştirilebilmesine de büyük önem verilmiştir.

Devamını oku...
 
Namert 1.3964
Perşembe, 09 Nisan 2020

İkinci Dünya Savaşının hemen ardından, denizaltı teknolojilerine verilen büyük öneme binaen hızlı gelişmeler yaşanmaya başladı. İtici güç, soğuk savaş olarak adlandırılan bu yeni dönemde arge çalışmalarına bilhassa iki mâlûm ülke tarafından aktarılan büyük kaynaklardı. Malzeme teknolojisi de aynı dönemde önemli ilerlemelerin yaşandığı bir alt-saha oldu ki Batı tarafı açısından bu alandaki ilk önemli hamle ABD'de ulaşılan HY tanımlamalı, suverilmiş ve tavlanmış mukavim tekne çeliği ailesinin [1] geliştirilmesidir. İkinci dikkât çekici hamle ise kısa süre sonra Almanya'dan gelmiştir ve şimdi ele alınacak konu da meselenin sadece bu tarafı olacaktır.

Devamını oku...
 
Biz Yalan Rüzgârında Orsa Alabanda Eğlenirken
Cuma, 03 Nisan 2020

20.yüzyıl, diğer bâzı anahtar kavramlar yanında, toplum mühendisliği uygulamalarıyla kimi milletler tarafından, kimi milletler üzerinde, silah kullanmadan müthiş tahribatların yapılabilmiş olmasıyla da dikkât çekmektedir. 21.yüzyıl ise bu çalışmaların yıkıcı etkilerinin artçı depremler gibi darbeler vurmaya devam etmesine sahne olmaktadır ki artık milletler neredeyse hiç dış müdahâle gerektirmeden, bizzat kendi bireyleri tarafından gönüllü olarak tahrip edilebilmektedir. Somut örnekler vermeye gerek var mı?

Tabii burada böylesine geniş kapsamlı bir konuya girmek gibi bir niyet yoktu, bununla birlikte çok dar ve özel bir çerçeveyi, mekanizmanın işleyişini anlayabilmek ve olaylardaki düzeni(!) tanımlayabilmek için bir örnekleme maksadıyla kullanmak da düşünülebilirdi. Fakat devam etmeden evvel belirtmek gerekir ki öncesinde kaynak [3]'ü okumayanlar bundan sonrasından pek birşey anlayamayabilirler ya da daha kötüsü yanlış anlayabilirler.

O zaman lâfı daha fazla uzatmadan 26 Mayıs 1968'e gidiverelim. Benim için pek eski bir tarih değil ama temas ettiğim ziyaretçilerden algılayabildiğim kadarıyla bu yazıyı okuyacak olanların önemli bir bölümü için, muhtemelen henüz ebeveynlerinin bile dünyaya gelmemiş olduğu eskilikte bir tarih aynı zamanda.

Devamını oku...
 
Cacık
Çarşamba, 01 Nisan 2020

3km derindeki Skipjack sınıfından Scorpion denizaltısının kuyruk dümeniSualtı gemilerinin 19.yüzyıl sonlarında donanmalar tarafından yavaş yavaş kabûl görmeye başlamasıyla birlikte tasarımlarının geliştirilmesi yönündeki çalışmalar da hızla artmaya başladı. Söz konusu çalışmaların öncelikleri; daha uzun dalış süresi ve seyir sığasının elde edilebilmesi, gemilere karşı daha etkili silahların geliştirilebilmesi, satıhta iken daha yüksek sürât ve daha iyi denizlik ile birlikte daha iyi güvenli derin dalış yeteneğinin sağlanabilmesi olarak sıralanabilir.

Dalmış durumda iken, derinliğe bağlı şekilde artan hidrostatik basıncın etkilerine karşı uygun çözümler üretebilmek ise öncelikle konunun kuramsal olarak anlaşılabilmesini, sonra ihtiyaç duyulan uygun nitelikteki gövde malzemelerinin geliştirilmesini, bilâhare istekleri karşılayabilecek yeterlikte imâlât yöntemlerinin oluşturulabilmesini ve nihâyet bütün bu sürecin sonunda "yapının denenerek beklendiği gibi davranacağının ispatlanmasını" gerektirmekteydi ki günümüzün denizaltı tasarım çözümleri için de aynı sıralama tam olarak geçerlidir.

Devamını oku...
 
Bâli Kaptan
Cuma, 27 Mart 2020

Erken dönem MHD denizaltı kavramı, 1966

Şimdiki konu 19 harften oluşan oldukça havalı, tek kelimelik bir isme sahip Manyetohidrodinamik veya kısa ifâdesiyle MHD olarak tanımlanan kavrama hızlı bir girişten ibâret olacak gibi. MHD, bilim ve teknolojinin çok çeşitli sahaları ile doğrudan veya dolaylı yoldan etkileştiği için kapsama sahası da oldukça geniştir ki kâinatın yaradılış algoritmasını (maddî açıdan) açıklayabilme ve anlayabilme noktasındaki önemi sebebiyle, bütün bu sahalar içinde ilk sıraya herhalde Gökfiziğini koymak gerekirdi.

Devamını oku...
 
Burak Reis'in İtalya Görevi
Çarşamba, 25 Mart 2020

Burak Reis tarafından Topkapı Sarayına sunulan görev değerlendirme belgesinin girişi

Erken Osmanlı döneminde yaşayan ve Türk tarihinin dikkât çekici denizcilerinden olan Burak Reis [2] hakkındaki mevcut bilgilerimiz (henüz) yeteri kadar geniş değildir. Bu gerçekliğin de katkısıyla, Topkapı Sarayı belgeliğinde kayıtlı bulunan (yukarıdaki resim) 10589 sayılı iki sayfalık "Reis Burak Vardığı MaslahatA Beyân Olunur" başlıklı bir belge daha da büyük önem taşımaktadır.

Yavuz Sultan Selim'in babası Sultan 2. Bayezid, daha sonra Avrupa'ya kaçan kardeşi şehzade Cem Sultan sebebiyle Devlet üzerinde oluşan ciddi tehditten dolayı, oldukça dikkâtli bir siyâset yürütmekteydi. Bu arada dönemin önemli denizcilerinden Burak Reis (muhtemelen) tek başına, İstanbul'dan başlayarak Savoia Dükalığına (günümüzün Doğu Fransasındaki bir bölge) uzanan ve amacı Cem Sultan hakkında ihtiyaç duyulan istihbaratı toplamak olan özel bir gizli göreve gönderildi. İşte bahsi geçen bu belge de Burak Reis tarafından görev dönüşünde beyan edilmiştir.

Daha sonraki dönemde Venedik donanmasıyla gerçekleştirilen ve düşmanın mağlup edildiği bir çatışmada (1499) kahramanca şehit olan Burak Reis'in kendi eli ile yazdığı, ilgi çekici ayrıntılara sahip 1483 tarihli bu değerlendirmesinden küçük bir iki alıntı da yapmak gerekirse:

"...bundan avlunya vardım, benümle cenovizli pordegaribado nâm kimesne galatan bile gitdi..."

"...cenovize çıkub bir meyhaneye kondum, anda frenk iskender dirler bir bezirgân vardır ve bir on onbeş kâfir dahi bile vardır ki cem'isi ederler ki biz havandkârın kuluyuz, bunda gelüb yeniçeri çukaşın ve gayri kumaş satarlar, benümle küçükden âşinâlardır..."

"...ondan sonra kendüsüyle buluşdum bana sordu ... ne asıldansın? türk oğluyum dedim..."

"...beyaşa kadırgasıyle işitdim söyleşürlerdi ki hacıyıB olduğu yerinden değişdirmeğe giderler..."

"...dostlarum elli kadar filori virdiler, ziyâde bulamadım, âciz kaldım ... döndüm islâmbolaC gelmeğe, beş gün deniz içinde yürüdük, altıncı gün rapalu dirler cenoviz serhaddinde bir yerdir..."

A. Vardığı Maslahat: Görev Gezisi
B. hacı: Cem Sultan
C. islambol: İstanbul

Burak Reis'in beyân ettiği seyahat ayrıntılarına uygun rota haritasını da buraya koymayı düşünüyorum fakat çeşitli etkenler sebebiyle henüz tamamını çözemediğim için bu konuyu daha sonra tamamlayabilmek ümidiyle sonraki bir tarihe bırakıyorum...

♦ Kaynaklar

1. Reis Barak Vardığı Maslahat Beyân Olunur, 199?, Necdet Sakaoğlu
2. Burak Reis Hakkında - http://uskudar.biz/reisler/burak-reis.html
 
Ta0111000001100001
Pazartesi, 23 Mart 2020

Patlayıcı içeren bir harpbaşlığına sahip herhangi mühimmat için, mesela özel olarak burada ele alınacak temel konu olan bir gemisavar güdümlü mermi için en önemli bileşen veya tasarım değişkeni hangisidir? Gövde mi, kanatlar mı, güdüm sistemi mi, harpbaşlığı mı, malzemeler mi, yazılım mı, ya da sürât mi, aerodinamik nitelikler veya radar kesit alanı mı yoksa meşhur(!) motor mu?

Bir açıdan düşünüldüğünde yukarıda sayılan (ve belki sayılmayan) bütün bu maddelerin tamamı tabii ki çok önemlidir ve bir sistem olarak silahın, kendinden istenenleri karşılayabilmesi için de hepsinin birden yeterli seviyede görev yapmasının şart olduğu da açıktır çünkü sadece birinin aksaması görevi rahatlıkla başarısızlığa uğratabilir.

Devamını oku...
 
Hidrobalistik
Perşembe, 19 Mart 2020

Mühimmatların serbest su yüzeyi ile etkileşimleri söz konusu olduğunda çok-safhalı akış şartlarının karmaşıklığının da etkisiyle, çözülmesi son derece zorlu durumların meydana geleceği aşikârdır. Dolayısı ile ihtiyaç duyulabilecek başarılı çözümleri oluşturabilmek için söz konusu etkilerin çok dikkâtli bir şekilde incelenmesi ve anlaşılabilmesi ihtiyacı elzemdir.

Bu ihtiyaç ise hidrodinamik biliminin özel bir altbaşlığı olarak kabûl edilebilecek hidrobalistik adlı çalışma sahasının kapsamına girer ve ilk paragraftaki mevzuya ilâve olarak "su içinde çok-safhalı yüzüş" özel durumu ile birlikte konu üç temel başlığa ayrılabilir:

  1. Suya giriş
  2. Sudan çıkış
  3. Süperkavitasyon seyri

Torpil - suya giriş

Devamını oku...
 
Ses ile Seyrüsefer ve Kestirme
Pazar, 15 Mart 2020

Muhtemelen insanlık tarihi boyunca, en azından düşünen insanlar için, yarasaların gecenin karanlığında sergiledikleri mükemmel uçuş yeteneklerini gözlemlemek, hem etkileyici hem de şaşırtıcı olmuştur şeklinde bir tahminde bulunulabilir. Bugün için ulaşılabilen yazılı kaynaklar temel alındığında, konuyu anlayabilmek hedefiyle ele alan (bilinen) ilk kişi italyan fizyolog Lazzaro Spallanzani olarak belirtilmektedir.

Yarasa uçuşta

Elektrikli balıklar vesaire gibi şaşırtıcı özelliklere sahip çeşitli hayvanların ilgi çekici niteliklerinin işleyişini açıklayabilmeye çalışan Spallanzani, yarasaların gece uçuşlarının ardındaki sır ile de alâkadar olmaya başlayınca, ilk olarak karanlıkta görüp göremediklerini anlamaya çalıştı. Önce içine çeşitli engeller yerleştirilmiş karanlık bir odada gözleri örtülmüş yarasalarla deneyler yaptı ve hayvanların hiçbir şeye çarpmadan rahatça uçabildiklerini gördü.

Devamını oku...
 
Kurulum: Nektar++
Salı, 03 Mart 2020

Süreksiz Galerkin (dG) olarak adlandırılan sonlu eleman yaklaşımı ilk kez 1973'de önerilmiş ve ilk hesaplama 1974'de gerçekleştirilmişti. Bununla birlikte konunun dikkat çekip ilerleyebilmesi oldukça sonra gerçekleşti ve ancak ikibinlerin ilk on yıllık dönemi içinde bilhassa; Maxwell eşitlikleri, sığ su dalgaları, malzeme esnekliği, manyetohidrodinamik gibi sahalara yönelik uygulamalarda, yöntemin kullanımı büyük bir sıçrama yaşadı.

Yüksek mertebeden temsilin sağladığı hassasiyet ve karmaşık 3B geometrilerin etkin şekilde bir arada kullanılabilmesinin sağladığı imkânlar yakın dönem içinde hesaplamalı akışkan dinamiği alanında da bu yaklaşımın uygulanmaya başlanmasının önünü açtı. Bu doğrultuda bir örnek olarak, yüksek dereceden polinom elemanların kullanılabilmesine olanak sağlayan yüksek mertebeden bir sonlu elemanlar yöntemi temelli açık-kaynak yazılımı olarak Nektar++'nın [1] kurulumundan bahsedilecek.

Aslına bakılırsa bu tür bir yazılım, ihtiyaç duyduğu hesaplama gücü sebebiyle ancak büyük paralel hesaplama ortamlarında etkin olarak kullanılabilir ki böyle bir durumda derlenmesi daha uygun bir tercih olacaktır. Bununla birlikte burada konuya masaüstü bilgisayar vasıtasıyla ve yazılımının temel niteliklerine temel bir aşinalık sağlamaya yönelik bir giriş yapılacağından belli işletim sistemleri için üretici tarafından sağlanan önceden derlenmiş dağıtımları kullanarak doğrudan bir kurulum yapmak daha hızlı ve kolay olduğundan, bu ikinci yaklaşım tercih edilecek.

Daha önce SU2 ve pyAero gibi yazılımların derlenme ve kurulumları için Ubuntu 18.04 (bionic beaver) LTS kullanıldığı gibi burada da aynı doğrultuda devam edilecek. Farklı Debian ve Ubuntu sürümleri veya başka dağıtımlar kullanıyorsanız gerekli adres bilgisi [1] üzerinden bulunabilir. Bugün itibarı ile güncel Nektar++ 5.0'ın bahsi geçen işletim sistemine kurulabilmesi için aşağıdaki komutları uçbirimde çalıştırmak yeterli olacaktır:

♦ uçbirim:
wget http://www.nektar.info/nektar-apt.gpg

♦ uçbirim:
sudo apt-key add nektar-apt.gpg

♦ uçbirim:
rm nektar-apt.gpg

♦ uçbirim:
sudo add-apt-repository 'deb http://www.nektar.info/ubuntu-bionic bionic contrib'

♦ uçbirim:
sudo apt install nektar++

İşlem tamam. Şimdi, birlikte gelen örnek dosyalar ve kullanma kılavuzunun yardımıyla problem çözmeye başlanabilir. Nektar++ önişlem için Gmsh ve sonişlem için Paraview ile birlikte çalışabildiği için toplam olarak tam açık-kaynak bir çalışma ortamı sunmaktadır.

Yaftalar:

♦ Kaynaklar

1. Nektar++ genelağ sitesi - https://www.nektar.info
2. Discontinuous Galerkin Methods Lecture, 2008, Jan S. Hesthaven
 
Doğular ve Batılar, Gökler ve Yıldızlar
Çarşamba, 19 Şubat 2020

En yakın dostlarımdan biri, sadece birkaç hafta önce kayığını nihâyet Orta Amerikanın Batı kıyısına bağladı. Hem coğrafyaya hem de denizciliğe karşı çocukluktan başlayan ilgim ve üstüne muhtemelen Verne, Boro, London etkisi sebebiyle, o yaşlardan beri gözüme kestirdiğim ve büyüyünce(!) gidebilmeyi umduğum birkaç hedefim de hâliyle mevcuttu; Şili'nin adeta sonsuz uzunluktaki muhteşem ve de insansız Güney kıyılarını, Ateş Topraklarını ve Boynuz Burnunu ve devamında Polinezya ülkesinin güney yarısını yelkenle ziyaret etmek gibi. İşte şimdi ~kırk yıl sonra, bugün itibarı ile tam da bu seyri yapabilme imkânı önüme çıkıverdi, hayat ne kadar acayip! Diğer taraftan şu var ki artık bunun benim için hiçbir anlamı kalmadı, zaman başlı başına garip bir değişken...

Devamını oku...
 
Kanadın Ucundan
Cumartesi, 15 Şubat 2020

Sonlu bir kanat kaldırma kuvveti üretmeye başladığında, kanadın ucundaki akış etkileri sebebiyle özel bir girdap yapısı oluşur ve dökülmeye [Resim.1] başlar. Bu etki olabildiği kadar sâde bir şekilde açıklanmaya çalışılırsa; akışkan, kanadın uç bölgesi civarında, kanat yüzeyi etrafından oluşan enine ve boyuna basınç dağılımına bağlı olarak, basınç tarafından emiş tarafına doğru, akışa yaklaşık olarak dik yönde hareketlenir, bunun yanında akışkan firar kenarından kanadı terk ederken aşağı yönde bir harekete de zorlanır ve bu iki temel hareketin bileşkesi bölgedeki akış hatlarını burmaya başlar ve nihâyetinde kanat dümensuyu boyunca ilerleyen oldukça karmaşık bir girdap yapısı [Resim.2] meydana gelir.

Kanatucu girdabının boya yardımıyla su tünelinde izlenmesi

Resim.1) Bir yüksek-Re doğal laminer akış kesiti olan HSNLF(1)-0213 ile üretilmiş kanat deney modelinin ucunda oluşan girdap yapılarının boya yardımıyla su tünelinde incelenmesinden.[1]

Devamını oku...
 
Taşramızdan Sormağ İle
Perşembe, 13 Şubat 2020

Bir benzetme yapmak gerekirse, denizlerin dünya açısından önemi, kanın vücut için önemi gibidir, bu açıdan hareketle denilebilir ki denizlere hakim olamayanlar en iyi ihtimâlle ağır hastadır. Zâten dünya tarihi bu görüşün doğruluğunu kolayca ispatlayabilecek numunelerle doludur.

Konu hem askerî, hem iktisadî, hem maddî, hem manevî boyutların bileşiminden oluşan karmaşık bir yapıya sahiptir ve dolayısıyla kısa bir yazı ile değerlendirilebilmesi de pek mümkün değildir. Burada sadece güncel bir meseleden hareketle mevzunun küçük bir bölümü; "Gerçek Mavi" ele alınmaya çalışılacak ama içerik nereye doğru gidecek henüz bilemiyorum yine de endişe etmeyin fazla uzatmaya niyetim yok.

Devamını oku...
 
Bis812Ema
Salı, 11 Şubat 2020

Eski sitede daha önce ele alınan, denizaltı mukavim teknesi inşa etmek amacıyla geliştirilmiş yedi farklı denizaltı inşa çeliği ailesinin tanıtıldığı müstakil yazılardan [1] sonra, MİLDEN sebebiyle [2] konunun bizim açımızdan çok büyük hassasiyetine binaen devam etmek elzem oldu. Bu vesileyle şimdi de güney yarım küreye atlamak gerekecek.

Avustralya 1980'e kadar ihtiyaç duyduğu bütün yüksek mukavemetli çelik ihtiyacını sâdece ithalât yoluyla karşılamaktaydı ve aynı sene içinde Bisalloy adlı bir işletmenin [3] kurulmasıyla birlikte zırh çeliğine kadar hemen bütün yüksek evsaflı çelik ihtiyacını artık kendi imkânlarıyla da karşılayabilmeye başladı.

Tip471 / Collins Sınıfı Denizaltı

Devamını oku...
 
Uskumru'ya Çoğuz Aşılaması
Çarşamba, 05 Şubat 2020

Herhangi bir cisim, akışkan içinde hareket etmeye çalıştığında bir direnç ile karşılaşır ve söz konusu direnci yenebildiği ölçüde hareketine devam edebilir. Bu durum gemi, araba, uçak gibi araçlar için aşikâr olduğu gibi barajdan musluğumuza kadar gelen suyun, damarlarımızdaki kanın veya sıvıdaki mikropların vs. hareketleri için de geçerlidir, luzûci etkiler sebebiyle, fizikî açıdan suda yüzen bir bakterinin durumu ise bizim bal içinde yüzmemiz gibidir. Direnç kuvveti muhtelif bileşenlerden oluşur. Bu bileşenlerden biri olan sürtünme direncinin insanoğlu tarafından anlaşılmaya başlanmasında ilk adımlar ise Poiseuille ve Reynolds'ın öncü çalışmalarıyla atılmıştır denilebilir.

Proje 1710 Uskumru

Devamını oku...
 
BaşlangıçÖnceki 1 2 3 4 5 6 7 8 SonrakiSon

Telif Hakkı © 1997-2021 [uskudar.biz]
- sürüm 6.0.0 - Bütün Hakları Saklıdır.
Kullanım şartları için tıklayın!